İsmiyle dikkatimi çeken bu kitabı, "kitap önerisi" konulu bir videoda da görünce merak edip almıştım. Döneminin ilk modernist yazarlarından olan Yusuf Atılgan'ın ilk romanı olması da okuma isteğimi arttırmıştı. Kitap kış, ilkyaz, yaz ve güz olmak üzere dört bölümden oluşuyor ve baş karakteri C'nin aylak yaşam tarzı içerisindeki, hayat dair anlam arayışı anlatılıyor.
Açıkçası kitabın ilk yarısını eziyet çekerek okudum. Cümleler arasındaki bağlantıları kurmakta zorlandım, konu bütünlüğünü sık sık kaçırdım. Bilinç altı konuşmaların seyri ve geriye dönüş yaparak ilerleyen anlatımı anlamadım ve sevmedim. Kitabın yarısından sonra ancak bir bütünlük kurabildim ve kitap keyif vermeye başladı ancak ilk yarısına dair ne birşey anladım, ne de bütünlük kuracak derecede anlamlı birşey hatırlıyorum. Hatta kitabın yarısında ben mi odaklanamıyorum diyerek başka incelemelere bakma ihtiyacı hissettim ve aynı durumu yaşayan okurlar gördüm. Ağır bir dil var diyemem, ağır bir konu işleniyor diyemem ama belki de ben ilk defa bu anlatım tekniğiyle yazılmış bir kitap okuduğum için zorlanmış olabilirim.
Yine de baş karakter C'nin hayata dair bir anlam arayışı içinde geçen içsel diyaloglarını ve aylak aylak geçen yaşamında yaşadığı olaylara dair bakış açısını kısmen düşündürücü bulduğumu söyleyebilirim.