Bayram Korkmaz

Bayram Korkmaz
@Bayram221
Milli ve Manevi Mücadele
8/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 12 Mart 2026 15:24
"Tarafımdan oluşturulmuş bu yorumun tüm hakları kitapyurdu.com'a aittir." Rasim Özdenören’in Gül Yetiştiren Adam adlı eseri 1979 yılında, Türkiye’de sosyal ve siyasi hayatın fazlasıyla hareketli ve gergin olduğu bir dönemde yayımlanmıştır. Bu dönemde şehirleşme ve modernleşme toplumsal hayatı hızlı ve derinden etkilemektedir. Roman, modernleşmenin toplum üzerindeki etkilerini iki farklı hikâye üzerinden aktarırken, yazarın geleneksel ve millî değerlerden yaşanan kopuş karşısında duyduğu endişe açıkça hissedilmektedir. Bu romanda iki farklı hikâye var ancak beni asıl etkileyen ve duygulandıran kısım milli mücadele döneminde savaşan ve daha sonra yaşadığı duygusal çöküntü nedeniyle hiç dışarıya çıkmayan ve sadece evinde gül yetiştirmekle meşgul olan adamın hikâyesi oldu. Uğruna savaşılan ve binlerce vatan evladının şehit olmasıyla kazanılan milli mücadelenin sonucunda toplumdaki manevi işgali görünce, toplumu protesto eden ve bilinçli yalnızlığı tercih eden bir adamın topluma ve sosyal hayata dair eleştirisinin çok iyi aktarıldığı düşünüyorum. Karakterin gül yetiştirmesi, dışarıya hiç çıkmaması ve yalnızlığı seçmesi içinde bulunduğu duygu durumunu bize çok iyi yansıtıyor. Maneviyata yönelen, modernleşmeye karşı bir tepki olarak yalnızlığı seçen karakterimiz gül yetiştirerek manevi ve milli değerlerimizin saflığını ve güzelliğini anlatmak istiyor. Üstelik yazar aslında modernleşmeye karşı çıkmamaktadır. Sadece bireyin ahlaki bir duruş sergilemesinin ve geleneksel değerleri muhafaza etmesinin önemini vurgulamak istemektedir. Diğer hikâyemiz ise modernleşen bu hayat içerisinde anlatılmak istenen bu geleneksel değerlerden uzaklaşan bir arkadaş grubu arasındaki ilişkiyi anlatıyor. Bu hikâye, sözde modern yaşam tarzının bireyler üzerindeki etkilerini oldukça çarpıcı bir
Edebiyat
Gül Yetiştiren AdamRasim Özdenören · İz Yayıncılık · 202121,7bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Diriliş Medeniyetinin Manifestosu
8/10
·68 syf.··
2024 2. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 28 Ağustos 2024 18:06
"Tarafımdan oluşturulmuş bu yorumun tüm hakları kitapyurdu.com'a aittir." Bu kitap, Sezai Karakoç’un 1975 ve 1976 yıllarında Diriliş dergisinde yayımlanan yazılarından oluşmaktadır. 'Amentü' kelimesi Arapçada 'İnandım' ve 'İman ettim' anlamına gelmektedir. Nasıl ki, Amentü Duası imanın esaslarını anlatıyorsa ve bir Müslümanın kalpten inandım diyerek tasdik etmesi gereken şartları ifade ediyorsa, bu kitapta da yazarın kendi ifadesiyle diriliş sitesinin imarı için diriliş neslinin hangi noktada yer alması ve nasıl bir yol izlemesi gerektiği ifade ediliyor diyebiliriz. Fikir-zihniyet, özgürlük, hakikat, ekonomi, erdem, barış, medeniyet-uygarlık, tarih-sosyoloji, saygı ve sevgi gibi birçok konuda Müslümanın tutumu ve takınması gereken tavır işleniyor. Çünkü yazarın ideası olan -ki bu ideanın sadece yazara değil, büyük bir inanç sistemine ait olduğunu düşünüyorum- diriliş sitesinde, diriliş medeniyetinde toplumu ve bireyi etkileyecek birçok mekanizmanın nasıl işleyeceğine ya da işlemesi gerektiğine dair cevaplar veriyor. Okurken birçok noktada yalnız olmadığımı bir kez daha anladım ve yazarak ya da konuşarak bu kadar güzel ifade edemeyeceğim birçok fikrin ne kadar güzel yazıya döküldüğünü gördüm. Sezai Karakoç’un daha önce okumuş olduğum kitaplarında da Diriliş Nesli ve Diriliş Medeniyeti sıkça değinilen fikirlerdi. Bu kitaba dair naçizane ufak bir eleştiride bulunmam gerekirse, 68 sayfadan oluşan bu kitap aslında 50 sayfada bitebilirdi. Yazar sanıyorum ki, konuyu pekiştirmek ve zihinlerde daha iyi somutlaştırmak adına birbirine benzeyen ya da birbirini özetleyen çok fazla cümle kurmuş. Belki de daha önce okuduğum iki kitabının kafamda çok yer etmesinden ve sürekli okurken önceki kitaplarından yazıları hatırlamamdan dolayı böyle hissettim. Okuduğum bazı incelemelerde,
Düşünce
Diriliş Neslinin AmentüsüSezai Karakoç · Diriliş Yayınları · 202222,5bin okunma
Medeniyetin Kurucusu Peygamberler
10/10
·144 syf.··
2024 1. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 10 Ocak 2024 18:15
"Tarafımdan oluşturulmuş bu yorumun tüm hakları kitapyurdu.com'a aittir." Sezai Karakoç’un Eylül 1974`ten Ocak 1976`ya kadar Aylık Diriliş Dergisi`nde, 21 Haziran 1976-14 Ekim 1976 arasında Diriliş Pazartesi-Perşembe Günlüğünde Zülküf Canyüce takma adıyla yayınlanan bu kitabında; insanlığın yitirdiği cenneti tekrar bulma çabası anlatılmaktadır. Hz. Âdem ile başlayan yitik cenneti bulma yolculuğu, son peygamber Hz. Muhammed (s.a.v.) ile nihayete erer. Her peygamber kurtuluşa açılan bir kapı ve insanlık medeniyetinin mihenk taşıdır. Hz. Muhammed s.a.v. ise kurtuluştur ve insanlık medeniyetin nihai tamamlayıcısıdır. Hz. Âdem varoluş hikmetini, Hz. Nuh varoluşun temellenmesini, Hz. İbrahim inancın temellenişini, Hz. Yusuf devlet ilkelerini ve yönetimini, Hz. Musa zulmün karşısında bir duruşu ve hakikatin mutlak yasasını, Hz. Süleyman ideal devleti ve hakimiyeti, Hz. Yahya şehadeti ve inananlarının sesini, Hz. İsa yeniden dirilişi ve dimdik ayakta duruşu, Hz. Muhammed (s.a.v.) ise kurtuluş kapılarının ardını ve cennetin kendisini sembolize eder. Kitabı okumadan önce kitapla ilgili herhangi bir bilgim yoktu ve kitapla ilgili bir inceme de okumamıştım. Bu durumun da etkisi ile ilk başlarda bölümler arası bağlantıyı kuramadım ve biraz sıkıcı gelmişti ancak sonradan büyük zevkle okumaya devam ettiğimi söyleyebilirim. Özellikle medeniyet bağlamında ele alınan konular sosyolojik yönden öylesine temelli ele alınıyor ve inanç-medeniyet ilişkisi de bir o kadar harika anlatılıyor ki bu kitabı okurken Sezai Karakoç tarafından yapılan tespitlere sık sık hayranlık duydum diyebilirim. Sezai Karakoç “İnsanlığın Dirilişi” adlı denemesini “Kabuktan öze gidiş, hakikate dışından ve çevresinden bir bakış” diyerek tarif ederken, “Yitik Cennet” isimli bu denemesini ise “İçten dışa, özden
Düşünce
Yitik CennetSezai Karakoç · Diriliş Yayınları · 202411,1bin okunma
İslam'ın Dirilişi Dünya İçin Neden Önemli?
10/10
·68 syf.··
Beğendi
·
2023 20. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 15 Kasım 2023 00:26
"Tarafımdan oluşturulmuş bu yorumun tüm hakları kitapyurdu.com'a aittir." Sezai Karakoç’un 1966’ dan 1967’ ye kadar Diriliş dergisinde yayımlanan başyazılarından oluşan bu kitap; İslami bir dirilişe dünyanın neden ihtiyacı vardır? İslam coğrafyasının içinde bulunduğu mevcut durumun sebepleri nedir ve İslami Dirilişte mevcut dünya siyasi durumunun rolü nedir? İslam coğrafyasının diğer coğrafyalarla ilişkisi nedir? İslami diriliş nasıl gerçekleşecek? İslam’ın insanlığa çağrısı nedir? gibi sorulara bir cevap niteliğindedir. Rönesans’ tan sonraki beş yüz yıllık dönemi “Avrupa Dönemi” olarak belirten yazar, bu dönemde ölüm dalgınlığı içerisinde bir Asya ile gerçek anlamda var olmayan bir Afrika’nın, Avrupa’ya bakışını anlatarak ve sayfa 9’ da “Avrupa’nın en büyük dramı şudur: Kendini hiçbir zaman sevdirememesi.” diyerek bu güzel kitabın girişini yapıyor. Ancak bu alıntıdan hareketle bu kitabın Batıya bir eleştiri olarak yazıldığını düşünmenizi istemem çünkü bu kitap Batı ile değil İslam coğrafyası ile ilgili. Sadece çok isabetli bulduğum için bu alıntıya yer vermek istedim. Avrupa barbar ve büyücü olarak görülürken ve kendini dünyaya tarih boyunca bir türlü kabul ettirememişken, bir de bu insani adaptasyonu sağlayabilecek tek güç olan İslam Medeniyeti ’ne set çekmesinin kendisini nasıl yalnız bıraktığını anlatan Sezai Karakoç, Doğu ve Batı’nın dirilişinin ancak İslam Medeniyetinin dirilişi ile mümkün olabileceğini anlatıyor. İkinci Dünya savaşı sonrası İslam ülkelerindeki bağımsızlık hareketlerini siyasi bağımsızlık, ekonomik bağımsızlık ve fikir-kültür bağımsızlığı olmak üzere üç aşamaya ayıran yazar, fikir ve kültürde Batılı aydın ile köklerinden kopmayan halkın nasıl karşı karşıya geldiğine değinmektedir. Peki bu düşünce dirilişi nasıl olacak? Bu sorunun cevabını
Düşünce
İslâmın DirilişiSezai Karakoç · Diriliş Yayınları · 201711,7bin okunma
İlk Yarısı Yok, ikinci Yarısı ise Akıcı
4/10
·192 syf.··
2023 18. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 01 Kasım 2023 01:02
İsmiyle dikkatimi çeken bu kitabı, "kitap önerisi" konulu bir videoda da görünce merak edip almıştım. Döneminin ilk modernist yazarlarından olan Yusuf Atılgan'ın ilk romanı olması da okuma isteğimi arttırmıştı. Kitap kış, ilkyaz, yaz ve güz olmak üzere dört bölümden oluşuyor ve baş karakteri C'nin aylak yaşam tarzı içerisindeki, hayat dair anlam arayışı anlatılıyor. Açıkçası kitabın ilk yarısını eziyet çekerek okudum. Cümleler arasındaki bağlantıları kurmakta zorlandım, konu bütünlüğünü sık sık kaçırdım. Bilinç altı konuşmaların seyri ve geriye dönüş yaparak ilerleyen anlatımı anlamadım ve sevmedim. Kitabın yarısından sonra ancak bir bütünlük kurabildim ve kitap keyif vermeye başladı ancak ilk yarısına dair ne birşey anladım, ne de bütünlük kuracak derecede anlamlı birşey hatırlıyorum. Hatta kitabın yarısında ben mi odaklanamıyorum diyerek başka incelemelere bakma ihtiyacı hissettim ve aynı durumu yaşayan okurlar gördüm. Ağır bir dil var diyemem, ağır bir konu işleniyor diyemem ama belki de ben ilk defa bu anlatım tekniğiyle yazılmış bir kitap okuduğum için zorlanmış olabilirim. Yine de baş karakter C'nin hayata dair bir anlam arayışı içinde geçen içsel diyaloglarını ve aylak aylak geçen yaşamında yaşadığı olaylara dair bakış açısını kısmen düşündürücü bulduğumu söyleyebilirim.
Kurgu
Aylak AdamYusuf Atılgan · Can Yayınları · 201971,2bin okunma