Cengiz

Toprak herkesten çok askerin yardımcısıdır. "Asker toprağa sarıldı, uzun uzun, deli gibi, onu kucakladı, ateş karşısında ecel terleri dökerek yüzünü, kollarını, bacaklarını onun içine soktu mu, o zaman toprak askerin biricik dostu ağa­beysi, annesi olur; asker korkularını, feryadlarını toprağın sessizli­ğine esenliğine inler; toprak bu korkuları, bu feryatları alır; askere yeniden, onu on saniyeliğine koşturacak bir dirilik verir, sonra askeri yine tutar, bazan bu tutuşu ebedi olur."
Sayfa 59·Kitabı okuyor
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
İlk obüs mermileri vınlamaya, hava hallaç pamuğu gibi atılmaya başlarken damarlarımızda, ellerimizde, gözlerimizde birdenbire sinik bir bekleyiş, bir pusu hali belirir. Duygularımızda şiddetli bir uyanma, tuhaf bir kıvranma olur. Vücut bir anda tam hazırlığını yapmıştır.
Sayfa 58·Kitabı okuyor
Yollar, arabaların geçmesiyle açılmış, oyuk, çukur. Işık yakıla­maz; bu yüzden körlemesine, palas pandıras gidiyoruz. Araba­lardan aşağı düşmek işten değil. Buna da pek aldırdığımız yok. Ne çıkar; kırık bir kol, karında bir delikten daha iyi. Bazılarımız sılaya dönmek için böyle bir fırsat gözetiyar adeta.
Sayfa 56·Kitabı okuyor
Sen bir köpeği patates yemeye alıştırır da sonradan ona bir parça et gös­terirsen, köpek yine de kapmak ister eti. Çünkü bu onun kanında var. Bunun gibi, insanoğluna da birazcık kuvvet, kudret ver; kap­mak için atılır hemen. Bu tabii bir şey, çünkü insan aslında önce bir hayvandır, ancak sonradan olsa olsa bir ekmek diliminde yağ gibi, üzerine biraz görgü sürülür.
Sayfa 51·Kitabı okuyor
Ey demir karyolalı, kareli yataklı, önleri dolaplı, tabureli loş, rutubetli koğuşlar, siz bile dileklerimizin amacı olabiliyorsunuz! Bu Allahın kırlarında hayat yemek, uyku, tütün, elbise kokuları dolu köşe bucaklarınızla siz bile yurdu hatırlatan masalımsı bir parıltı oldunuz!
Sayfa 50·Kitabı okuyor