Tanrım, o hayallerimde, bütün o “hep güzele ve yüce sığınmamda“ inanılmaz da olsa, bir insanın tatmadığı da olsa, ne çok aşklar yaşamıştım! Ama bu aşklar öylesine çoktu ki daha sonra gerçek bir aşka özlem bile duymadım, benim için öyle bir aşk fazlasıyla gereksiz olurdu.
Bakın, örneğin çok eski bir anım bu aralar çok sıkıyor canımı. Birkaç gün önce pek canlı olarak hatırladım onu, o günden beri de unutulmayan hüzünlü bir müzik parçası gibi aklımdan çıkmıyor.
Peki ama nasıl oluyor da siz, insan için yalnızca normal olumlu olanın… Kısacası, yalnızca refahın mutluluğun yararlı olduğuna böylesine kesin, kendinize büyük bir güvenle inanabiliyorsunuz? Çıkarlar konusunda mantığınız yanılıyor olamaz mı? Öyle ya, belki yalnızca mutluluğu sevmiyordur insan? Belki aynı ölçüde acıyı da seviyordur?
Amacına doğru yürümeyi sever, ama ona varmayı hiç istemez. Kuşkusuz, son derece komik bir durumdur bu. Kısacası, yapı olarak komiktir insan, bütün terslik de burada zaten.