Bu Kitapla ilgili bir hatıramı, anlatmak istiyorum.. Birincisi rahmetli eşim Haydar Paşa GATA’da diyaliz alıyordu. Diyalize başladığının üçüncü haftasıydı “ Salı Perşembe Cumartesi” günleriydi. GATA’yı Bilenler bilir nizamiyeden içeri girince tam karşınızda “ Odun kapısı” dedikleri tarihi binanın alt katında, Acil servisi vardı. Ben o esnada yanda bulunan kafeteryada çay içiyor “ Aşk-Elif Şafak” kitabını okuyordum. Saat: 10;30 sularında bir hareketlenme oldu, ambulans geldi , o tarafa bakıyordum ambulansın arka kapısı açılınca bir adam “ Gardaşım” diye bağırarak inerken yığılıp kaldı. Sedyeyle hastayı içeri alırken bizde bir kaç refakatçi ile birlikte yere yığılan adama yardıma koştuk sandalye getirip oturunca “ hayırdır kardeşine ne oldu” diye sordum.” Ali’min Onurunu kırdılar intihar etti” dedi. Daha sonra eşi annesi komutanları arkadaşları geldi.. Ve işte orada öğrendim ki, bu kasvetli Aralık günü intihar eden Yb. Ali Tatardı. Allah rahmet etsin
“ Sana nasılsın demeyeceğim. Çünkü şu anki ruh halini en iyi anlayacaklardan biri benim. Seni hapsetmiş olabilirler. Ama ruhunu özgür kılmak senin elinde. Onu cezaevine sokma! Onu Özgür kıl ! En sıkıldığın an şunu düşün, hapishanede sadece taşlar kalır”
Bu toprağın bedelini atalarımızdan beri ödedik ve ödemeye devam edeceğiz. Bizim başımız dik, alnımız açık. Bize bedel ödettiğini zannedenler, acaba kendileri bedel ödemeye hazır mı? Onu ileride göreceğiz..(Tarih seni haklı çıkardı sevgili komutanım ağır bedeller ödüyorlar, çünkü vatansız kaldılar.B.D)