Aldılar, bu elleri kelepçelediler. Bu ayakları prangalara vurdular. Gözlerimize bant çektiler. Yüreğimizi ateşlere attılar. Ama onurumuzu alamayacaklar. Bu can bu bedende durdukça başımız dik olacağız.. Kimseye eyvallah etmeyeceğiz işte o kadar…
“ Ben doğduğumda vatanım yoktu, çünkü ingiliz Kıbrıs’a el koymuştu. Neler yaşadığımızı, neler hissettiğimizi anlatmama kelimeler kifayet etmez. Onun için Vatanımızın kıymetini bilin! Onu koruyun! Kaybettikten sonra geriye almak için çok daha fazla gayret göstermeniz gerekebilir”.. (KKTC’nin kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş)..
Damda hırsızın çıkardığı sesin kedinin çıkardığı ses olmadığı söylendi defalarca, ama kim çıkacaktı dama “ Kedidir o kedi” dendi. Hırsız bacağını pencerenin kenarına koydu.” Bakın bu kedi değil işte, resmen hırsız, tedbir almazsak malın yanında can da gider.” diyenler oldu. Gözlerini kapatanlar şimdi “hırsız var “ diye bağırsaklarda artık faydasızdır..
Pir Sultan Abdal idama giderken geçeceği yola ona karşı kışkırtılmış halkı doldururlar. Halkın arasında, Pir Sultan Abdal’ın yolundan giden arkadaşları, sevenleri ve dostları da vardır. Taş yağmurundan bir ara sendeler ve düşer, başını kaldırır “ Beni düşman belleyenlerin attığı taş değil, dostun attığı güller yaraladı” diyecektir.