Bu aralar yaptığım en güzel şey bu oldu benim için. Eğer aranızda düşünen varsa vakit geçmeden özel ya da devlet hastanelerine veya en yakın toplum sağlığı merkezlerine başvurup organ bağış formu doldurabilirsiniz. Formu doldururken yanınızda size tanıklık edecek iki kişi bulunması gerekiyor ve onlar da bu formu imzalıyorlar. Ayrıca ölümünüz gerçekleştiğinde ulaşılması gereken kişi kimse onun da kimlik bilgileri isteniyor sizden ve bağışlamak istediğiniz organları seçebiliyorsunuz, Türkiye’de henüz seçenekteki bütün organların bağışı yapılamıyor ama ben yine de hepsini işaretledim tabi bu opsiyonel. Bütün bu bilgileri verdiğiniz zaman bir kaç gün içerisinde organ bağış kartınız elinize ulaşıyor. Ben artık nolur nolmaz diye sürekli cüzdanımda taşıyorum, ölümüm esnasında ulaşılabilir olması için. Ayrıca e devletinizde de organ bağışı yapmış olduğunuz, hatta hangi organları dahi bağışladığınız görünüyor. Ölümünüzde ulaşılacak kişiyi iyi seçmenizi öneririm o kişi izin vermezse bağış gerçekleşemiyor maalesef :) Umarım düşünmeyenler için de bilgilendirici olmuştur. Ölürken dahi birilerinin hayatına ışık olmak, birilerinin hayatına dokunmak müthiş bir şey bence. Her gün onlarca insan donör sırası beklerken hayatını kaybediyor. Üzerimize düşeni yapmalıyız diye düşünüyorum. Bir kişinin bir çok kişiye can olması dileğimle :)
“Türkler centilmenler gibi savaşırlar. Bu, Çanakkale ve Gelibolu Savaşları hakkında bilgi sahibi olan her İngiliz subayın ve askerin tanık olduğu bir durumdur. Buradaki Türk askerleri pervasız savaşçılardır fakat daima centilmendirler.”
Mekke’de 399 yıl süren Osmanlı hakimiyeti sona ermek üzereydi. Kutsal şehir Mekke düşüyordu ve bir zamanlar Hz. Peygamber’in gezdiği sokaklarda Peygamber soyundan geldiğini iddia eden Hüseyin ve İngiliz altınları ile satın aldığı urban, düşmanla iş birliği içerisinde, adil bir savaşta yenemedikleri bir avuç askeri yakarak, “savaşın bile bir hukuku vardır”kuralını akıllarına getirmeden onursuz bir yolla Mekke’de savaşı kazanmaya çalışıyordu. 
Standart düşüncedeki askerlerin bilineni bilinmeyene tercih edip, risk almaktan kaçınacakları bu nedenle de sonucu değiştirici başarılar kazanamayacakları bilinen tarihsel bir vakıadır.