Bediha ALÇI

Bediha ALÇI
@Bediha98
Türkolog / Çocuk Gelişim Uzmanı
13 okur puanı
Aralık 2019 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Puan vermedi·512 syf.·
2020 64. kitabı
Bir aşkın kavuşmasını bekledim ya da Martin sonunda çok farklı bir yerde olacaktı ama ne bir aşkla bitti sonu ne de M.Eden istediğim yerdeydi . Ben beklendik bir sona zorladıkça ellerimden kayıp gitti kitap . Ne bu şimdi ? Dedim kendime , hani nerede bu kitabın sonu ? Martin intihar eder , Ruth ile kavuşmaz … Uzun bir süre düşündükten sonra anladım ki bu kitap ne bir aşk kitabıydı ne de Martin Eden . Bu kitap Jack London’u o yapan her şeydi . Edebiyattı bu kitap , ilmek ilmek işlenen bir eser . Kullanılan dil , yoğrulan üslup ve Jack London’un doğuşu . Aslında çoğu zaman onun gibiyim hatta bu ara tam da o yerdeyim .
Martin EdenJack London · Lilith Yayınevi · 2019134,9bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·82 syf.·
2021 17. kitabı
Dedim ki kendime “ Bu kibirli , kendinden emin müslümanlığın kime?” Ahir zaman deyip gönlümü avutmak yerine daha fazla Hz.Hatice annemiz gibi olabilirdim . Sorgulanması gereken bir nefsim varken nasıl da huşûda kalmış kalbim . Bundan mütevellit bir sorgulamaya girdim bu kitapla, nefsimle baş başa verip “ Neler diyorum , neler görecek ömrüm bu kitaptan sonra .” Mütemadiyen kıssadan hisse idi kitap , ancak çok derinleşiyordu konular ; düşündükçe , okudukça çıkan şeyler dumura uğrattı beni . Bir Hz. Hatice dokundu bana , bilmem nereye götürür bu yol beni .
Yeryüzünün En Hayırlı Kadını Hazreti HaticeGülşen Gazel · Muştu Yayınları · 201043 okunma
Puan vermedi·157 syf.·
2021 6. kitabı
1839 da Tanzimat’ın ilanıyla romanlarımızda birtakım yönelmeler olur. Bu yönelmeler ya tamamen Batıyı almak ya da kendi özümüzle devam ettirmek şeklinde iki kola ayrılır . Burada asıl sorun yönelim şekilleri değil , her iki türün de aslında geçerli bir çözüm vermeyeceğidir . Tamamen Batıyı benimseyemeyeceğimiz gibi kendi kültürümüzle de bir götüremeyiz ancak , bu yeniliklere karşı yerinde saymak da olmaz . Tek çözüm öze göre yeniliktir . Kendi değerlerinden doğan yenilikler Batının getireceği değerlerden daha zengin ve daha temellidir . Bu soruna Mehmet Kaplan “Nesillerin Ruhu” adlı eserinde de değinmiştir ve oldukça da haklı bir görüştür . İşte bu arayışlar ve yönelimler de sanatçıları bu perspektiften baktırır . Bir eksiklik , boşluk içine düşen sanatçılar “Baba” kavramı altında eksik yönü vurgulayıp eserlerindeki karakterleri de bu şekilde yansıtırlar ki Jale Parla eserini bu çerçeve de oluşturup buna yönelik örneklemelerde bulunmuştur . Dönem eserlerindeki karakterlerde genel olarak bir baba boşluğu ya da babanın hiç olmaması onları kötü ve yanlış olaylar içine çeker . Burada baba kendi kültürümüzün özünü temsil eder . Her ne kadar sağlam noktalara değinilmiş olsa da kitapta öne sürülen eserlerden yapılan alıntılar Farsça - Arapça tamlama ve kelimelerden alınmış olması yazarın kanıtlarını hem gölgeliyor hem de okuyucuya kopukluklar yaşatıyor . Bu anlaşılmayan tamlamalar, eseri bir bakıma eksik bırakır .
Babalar ve OğullarJale Parla · İletişim Yayıncılık · 2014228 okunma
Puan vermedi·230 syf.·
2020 59. kitabı
İnsanın özünü bulması için şimdiye dönmesi yeterli mi? İnsanın şimdisi ayaktaysa bunu tutan da geçmişi değil mi? Yüzyıllardır hem dil hem ruh olarak ayakta olan bir Türkiye var . Bu Türkiye’yi ayakta tutan yapılan yeniliklerden ziyade köklerinden gelen asaletidir. İşte bu kökler entelektüel kesimin hor gördüğü , avam dediği köy halkıdır . Bir ağacı tutan gövdesi sanırız oysa altındaki kökleri görmeyiz . İşte durumumuz tam da böyle . Mehmet KAPLAN bu kitapta sormamız gereken ve sorduğumuz tüm soruların cevabı olmuş .
Nesillerin RuhuMehmet Kaplan · Dergah Yayınları · 2010294 okunma
10/10
·331 syf.·
2020 63. kitabı
Bakmak ve görmek... Ne kadar birbirinden ayrı dursa da birlikte yürütülen iki anlamdır. Bazen görmek için sadece bakmak gerekmez . Görmemek için arkaya attıklarımız ve görmezden geldiklerimiz de bizi kör yapar . Gördüğümüz sürece bedenimizin tek yöneticisi biziz ama ya görmezsek ? Yöneten bir vücutken yönetilene geçeriz . Değişen sadece hakim kişi değildir ,görürken yaşadığımız ahlak değerleri de bizimle birlikte körleşir . İnsan doğası gereği ihtiyaç ve zevkler artık görülen tek şeydir . Bizi gören olmadığı zaman artık her şey hiçkimsenin değildir , her şey özgür ve bir o kadar tutsaktır . Ya bizi körlüğümüzde gören olursa? Bu hiçbir şeyi değiştirmeyecek hatta yönetilme duygusu ağır basacaktır . Oysa biz ,gördüğümüzü sandığımız zamanlar da bile yönetilmeye ,gören bir kör olarak açığızdır. Bir gün , körleşirsek ya da gördüğümüzü sandığımız bir zamanda körleşirsek tüm ahlaksızlıklar ve yasadışılık mübah gelecektir .
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022131,9bin okunma