Bedii Furkan

Para deniyor ona Azalan ve kirli bir dünya oyunu bu Bugün Eminönü’nden kalkan bir arabaya Son simit parasını bıraktım da geldim Çaya yetişecek cüzdanım kalmadı Yarın ne olacak bilmiyorum Karnıma yapışmış açlıkla Sokakta kalmış bir kedi İstanbul’u bekleyen martılar
Reklam
Bizi göğsümüze batırılmış iğneler bekliyor hayatta Söndürülmüş lambalara bakıyor hasretimiz Kızıl bir gün doğuyor bu zamanlarda Yollarda yürüyen adamlar biz miyiz Uzanıyor inip kalkan göğsüm Bu kadar acıya nasıl dayansın diyor Köprüyü geçen bilet Zamanla susturulmuş bir ülke gibi Mendil açıyor sokaklara ümit etmek
Şiir
Çekildi suları insanlığın Bir bulut bile geçmedi camlarından Bir günde bir dağ başını İsteksiz toprak taşımaya
Bugün çok kötü Bugün gökyüzü sağır kaldı çığlıklara Kırmızı bir çaresizlik dolaştı karın ortasında İnsanlar öldü, insanlar…
Kına yağmış yağmurundan güneşin saçlarına Öyle uzak ki, dokunmak, düşününce deniz Savuruyor hüznü göğsümün ortasına Yemyeşil bir dünyadır Kutup Yıldızı şimdi Gözlerinden başlayan bir ev patikası Yahut çay vakti seslenişi o ırmakta ki adama Yüzünde ki çil bulaşmış bardağa Dudak sürmek mutlu zamanları yakalamaktır Ki güneşi durdurmak başlar bakışlarında Uzanmış bir kitabı okuyor bir kediyi seviyor Narin ince kalbinde çocuk gülümsemesi
Reklam