Toynbee'nin dediği gibi, insanlığın binlerce yıllık medeniyet tarihinde bugünkü teknolojik medenivet yoktu, yarın da pekâlâ olmayabilr Su halde evrensel hakikati temsil ettiğine inanılan bir dini bu tür geçici, beserî intibak sistemleriyle eşdeğerli tutmak dinin yüceliğin veva kıymetini isbat etmekten ziyade, birtakım dünyevî sistemleri din mertebesine yüceltmek mânâsına gelir.
Meali:Din, geçici ve insan ürünü sistemlerle (teknoloji, ideolojiler, medeniyet modelleri) aynı seviyede görülemez. Böyle yapmak, dini yüceltmek yerine dünyevî sistemleri kutsallaştırmak anlamına gelir.
Sosyalizmin asıl tehlikesi iktisadî çıkmazlarından ziyade siyasî riskleridir. Bugün iktisaden geri kalmış ülkelerde sosyalizm denemesi da Kızılordu tarafından işgale kadar giden ciddî sonuçlar doğurduğu görülmüştür. Muhakkak ki geri kalmış ülkelerde sosyalizm daima totaliter bir özellik kazanmaktadır, bu da oralarda siyasî iktidarların kuvvet zoruyla ele geçirildiği ve yine kuvvet zoruyla ayakta tutulduğu manâsına geliyor. Bu yüzden, demokratik geleneği bulunmayan memleketlerde sosyalistlerin daima bir dış desteğe muhtaç oldukları, bu desteği de elbette ki sosyalist dünyanın patronu mevkiindeki Sovyetler Birliği’nin sağladığı biliniyor. Nâsır devrinde Mısır'da bir Sovyet askerî kolonisi kurulmuştu; şimdi de mesela Suriye'de ayni durum vardır. Afganistan'da sosyalist darbeciler hükûmeti devirmek için Sovyet askerleriyle işbirliği yapmışlar, daha sonra da iktidarı elde tutmak için Kızılordu'nun bütün Afganistan'ı işgal etmesine göz
yummuşlardır.
İnsanın hakikî mutluluğu, yani ruhun mutluluğu, maddî refahı da içine alır. Ve bu yüce gayeye ancak her insanın ve bütün insanlığın ferdî, dinî ve ahlâkî mükemmelliğe erişmesiyle ulaşılabilir. Din, bana göre, Tanrının hepimiz için uyulması mecburî bulunan evrensel kanununa inanmaktır. Bu inanç komşuyu sevmek ve bize yapılmasını istediğimiz şeyi başkalarına yapmak emrinde ifadesini bulur. Bu yolun sosyalizmde ve diğer iktisadî doktrinlerde olduğu kadar rasyonel görünmediğini biliyorum; ama tek hakikat budur. Ve bizim bu yanlış doktrinleri tatbik etmek için harcadığımız bütün emekler insanlığın ve insanın gerçek mutluluğu adına tamamen kayıp demektir."
Tolstoy