‘ “Bütün bu yolculuklar geçmişini yeniden yaşamak için mi?” Diye sordu bu noktada Han. Şöyle de sorabilirdi aslında: “Bütün bu yolculuklar geleceğini yeniden bulmak için mi?” ‘
‘Ne var ki kaçmak, varmaktan da gitmekten de farklıydı. Gitmek başı sonu olmayan, menzili meçhul bir seyr-ü sefer; varmaksa güzergahı önceden çizilmiş, hedefi malum bir tırmanıştı.
Gitmekte aslolan deretepe taban tepip durmaksızın hareket ederek rüzgâr hissetmek; varmakta aslolansa, o tepeye ulaştıktan sonra durup rüzgârı elde etmekti. Gitmek hafızası kudretli ve inatçı olanların, varmaksa hayal gücü engin ve obur olanların işiydi.’
‘Korktuğun zaman bil ki… Korku da cesaret de, aynı çemberin parçalarıdır. Bil ki çember senin içindedir. Demek ki, korka olduğun kadar cesur olabilirsin. Ne kadar derine düşersen düş, bir o kadar yükseğe çıkabilirsin.’
‘İnsan vücudu mütemadiyen dönen bir çemberdir. Zira dikkatlice bakıldığında, damarlarda dolaşan kan, mütevazi bir çember çizmekteydi. Çemberde bir son ya da başlangıç tayin etmek ise mümkün değildi. Kan, çemberin yarısında peyderpey kirleniyor, öteki yarısında ise kademe kademe temizlenerek arınıyordu. Hal böyle olunca da, pislik ve temizlik, parça ve bütün, çirkinlik ve güzellik aynı çemberi tamamlıyordu.’