Kitabı bitirince derin, ama gerçekten çok derin bir nefes aldım. Baştan sona Mürşit’in, Madenci’nin ve Şükran’ın “dünya ağrısı”nı içimde hissettim.
Ayfer Tunç sadece yazmamış; doğrudan okuyucuya yaşatmış. Her söz, her olay, her karakter içime işledi…
Konu ve işleyiş ilk bakışta ağır ilerliyormuş gibi görünse de kitaptan hiç sıkılmadım. Madenci’nin derdi ne, Mürşit ne yaşamış olabilir diye diye, merakla ve içimde büyüyen bir ağırlıkla bitirdim.
Bence Ayfer Tunç zamansız bir yazar. Sanki anlatamayacağı hiçbir şey yokmuş gibi; her duyguyu, her kırılmayı, her insan hâlini olabilecek en gerçek ve en derin şekilde anlatabilecekmiş gibi…