Osmanlı Sarayı şiir ve musiki ortamıydı. Musikişinaslar ve şairler hep ödüllendirilirdi. Padişahlar arasında şiir yazanlar, şair olanlar da vardı.
Avni mahlasıyla şiir yazan Fatih Sultan Mehmcd, Adli mahlasıyla şiir yazan II. Bayezid, Muhibbi mahlasıyla şiir yazan Kanuni Sultan Süleyman, Osmanlı'nın şair padişahlarından bazılarıdır.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Enderun'da Türkçe kitabet (yazışma), Arapça, Farsça gibi dillerin öğretilmesinin yanı sıra güreş gibi sporlar ve kemankeşlik; kılıç, tüfek, gülle, mızrak, cirit gibi savaş gereçlerinin kullanımıyla ilgili askerî eğitimler de verilirdi Burada bazı yabancı dillerin bile öğretildiği olurdu. Bunlar dışında deri üzerine şekiller işlemek, ok yapmak, sadak süslemek, eyer takımları yapmak gibi şahsi kabiliyetleri ön plana çıkaran eğitimler de verilirdi En ilginç eğitimlerden biri de doğan, şahin gibi yırtıcı kuşları, köpek ve tazıları eğitmekti."
Sarayın iç kısmı, yani padişahın ikametgâhı sayılan Harem ve Enderun, tarihi yönlendiren bölümlerdir. Enderun, devşirme çocukların devlet idaresi ve ordu komutası için yetiştirildiği bölümdür. Burada hem teorik dersler alırlar hem de saray hizmetlerinde bulunurlardı. Hizmet eden, hizmet ettirmeyi bilir. On beş-on altı yaşında saraya giren, ihtimal üzere yirmi beş- otuz yaşlarında general rütbesiyle çıkardı.
Enderun dediğimiz bu avluda ve koğuşlarda sert bir disiplin vardı.
"Osmanlı sarayının mutfağı her yüzyılda Osmanlı zarafetinin ve zenginliğinin ifadesi olmuştur. Topkapı Sarayı gibi içinde neredeyse bir ilçe nüfusu kadar insanın yaşadığı müessesenin gıda ihtiyaçları buradan karşılanırdı. Topkapı Sarayı’nda günde ortalama beş bin kişilik yemek yapılırdı. Ulûfe dağıtımında ve cülus merasimlerinde bu sayı on beş bini bulurdu.
Pişirilen yemekler sadece saray halkına verilmez; dışarıdan Divan-ı Hümayun’a dilekçe vermeye gelenlere, davacılara veya şahitlere de din, dil farkına bakılmaksızın yemek ikram edilirdi."