Oldukça hızlı ilerleyen bu kitap, İvan İlyiç'in ölümünü ve ölüm sürecini anlatmaktadır. İvan İlyiç bir hukukçudur. Kitapta ilgimi çeken nokta şu oldu; bir anlamda herkes (özellikle arkadaşları) ölüm haberini aldıklarında "oh ölen ben değilim sonuçta, ölen o" tarzında bir rahatlama yaşadılar. Ve bu düşünce insan doğasını biraz düşünmeme yol açtı. Kötü bir olay olduğunda, etrafımızda biri kötü bir şey yaşadığında, aynen kitapta olduğu gibi kimimiz bu olaydan kendi çıkarımızı düşünür, kimimiz ise bu olayı yaşayanın kendimiz olmadığı için sevinç duyarız. Kötü bir olaya bu denli umursamazca yaklaşmanın insan olmanın kötü yanlarından biri olduğunu düşünüyorum. Aynı şekilde kitaba baktığımızda İvan İlyiç'in o yaşadığı zorlu süreci ve bu zorlu süreçte tek başına olduğunu, yanında kimsenin olmadığını okuyoruz. Mutsuz bir evlilik, gösteriş için yaşanan bir hayat... Aslında yaşadığımız hiçbir şey dışarıdan göründüğü gibi değil bir noktada. Belki de insan bu özelliğini törpüleyebilirse, bir gün bu bencillikten kurtulabilirse hayatın daha da anlamlaştığının farkına varabilir. Kısa bir kitap ve dili de akıcı. Hislere güzel değinilmiş. Mutlaka okumanızı öneririm.