Bir kuşu sadece rengini beğendiğin için kafese kapatamazsın.
“Ben senin rengini çok beğendim, Tutku ama uçmanı da istedim.
Özgürce, o gökyüzünde…
Tek bir hata yaptım. Bana döneceğini düşündüm. Geri geleceğini ama sen gelmedin. Ben ise sana gelmeyecek kadar gururlu ve kibir doluydum.”
Sanki sol kaburgamın altında bir yerde bir ip varmış da bu ip senin sol kaburgana sımsıkı bir kördüğümle bağlanmış.
Öyle sanıyorum ki aramıza dağlar, denizler girerse bizi birbirimize bağlayan bu ip kopacak.
O zaman da için için kanlarım akacakmış gibi bir kuruntuya kapılıyorum.
Sana gelince...
Sen hemen unutursun beni!
“Gözlerini benden kaçırmandan nefret ediyorum.” Dudaklarını ıslatıp devam etti.
“Hayır, dinle. Onunla evlenmeyeceğim ama şimdilik mecburum.
Biliyorum, dengesiz kahrolası bir adam görüyorsun beni.
Ya da gönül eğlendirdiğimi. Ama öyle değil. Sana olan duygularım asla oyun değildi. Seni incittiğim için her an kendimden tiksiniyorum.”
“Ben seni seviyorum, Sarah. Tanrı şahidim olsun ki seviyorum.”
Seni Seviyorum… Albay Julian beni seviyormuş. Ezra’yı. Yahudi bir kızı.