Beyzade efendi dünya malıyla hiç ilgilenmemistir. Harputtaki tek katlı evini: kendisi hac ziyaretine gittiği sırada oğlu yıktırarak iki kata çıkarınca, oldukça üzülmüş, çocuklarına iki sebepten sitem etmiştir. Birincisi: " Beni şimdiden sonra dünyaya mi bağlayacaksınız?" ikincisi de: "Komşuların evinden yüksek oldu, onların yüzüne nasıl bakarim?" Demiştir.
Çünkü çocukların dili de, dini de umutları da ortaktı. Onlar arkadaşlık ve dostluklarını daha yüce değerler üzerine kurmayı büyüklerinden kolay başarıyorlardı.
Tarihi şehir Harput....
Süt kalesiyle, camileriyle, kiliseleriyle, konaklarıyla, türbeleriyle, bir kartal yuvası gibi etrafına kol kanat geren yüksekligiyle, evleriyle tarih kokan Harput....
"Ah anneannem ah!..Senin türkün çalıyor. Bu türkü seni, Mustafa'yı ,Moşe'yi, Horen'i, Seher'i ve Harput'u anlatıyor . Sen dünyalar güzeli Ahcik bu türküde sevdan var. Bu türküde birleşemeyen kalpler,ulaşılamayan yollar var".