Türk edebiyatı klasiklerinden bilmediğim o kadar çok eser varmış ki... Ama yabancı eserleri sorsanız hepsine hakimimdir tabi bu kötü bir şey değil sadece kendi edebiyatımızı da sahip çıkmamız gerektiğini düşünüyorum. Çünkü İngiliz, Alman, Rus klasikleri diye diye kendi edebiyatından bihaber bir nesil geliyor.
O kadar iyi yazarlarımız var ki ama farkında değiliz. Mesela ben Ahmet Mithat Efendi’yi ilk defa okudum ve üslubuna, olayları ifade ediş tarzına bayıldım. Çok akıcı, güçlü bir kalemi var gerçekten.
Kendisi, hikayeyi kurguladığı zamanı yaşamamış ama buna rağmen o dönemi o kadar iyi bir şekilde yansıtmış ki Osmanlı dönemi gözünüzde canlanıyor resmen.
Bu kısa kitap, osmanlı'nın son zamanlarından bir kesite küçük bir pencere açarak dönemi karakterler üzerinden tahlil edebilme olanağı veriyor. Size de kurguyu, esnaf Behram Ağa ile beraber dolaptan temaşa etmek düşüyor.
Tadı damağımda kaldı dediğim ender kitaplardan diyebilirim. Şiddetle okumanızı tavsiye ederim.
Kendi kültürümüze ait böylesine güzel eserleri daha çok okuduğumuz bol kitaplı günlere...