Türk Edebiyatı Klasikleri - 14

Dolaptan Temaşa

Ahmet Mithat Efendi
Tahmini Okuma Süresi:
2 sa. 2 dk.
Sayfa Sayısı:
72
Basım Tarihi:
Eylül 2025
İlk Yayın Tarihi:
1889
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
ISBN:
9786052957110
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·72 syf.··
2025 56. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 07 Kasım 2025 22:32
Selam. Öncelikle bu kitapta geçen olaylar, yazarın anlattığına göre yaşanmış bir olay. Osmanlı zamanına dayanıyor. Bir yandan trajikomik bir yandan gerçek olması hemm acıklı hem de ürpertici. Benim düşüncelerime gelirsek; ben kitabı çok beğendim. Hem osmanlı zamanınından örnekler var, hem yaşanmış olaylar hem de mizahi.. Gerisini varın siz düşünün. Sevgiler.
1000Kitap
Dolaptan TemaşaAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20254,623 okunma
Bazı gerçek olaylar en iyi hikayelerden bile daha iyidir.
8/10
·72 syf.··
2024 86. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 07 Kasım 2024 03:18
Ahmet Mithat Efendi Tanzimat devrinin önemli yazarlarındandır. “Dolaptan Temaşa” adlı kitap Tercüman-ı Hakikat gazetesinde yirmi üç bölümden oluşan yazı dizisinden bir hikâyedir. Behram Ağa’nın başına gelen trajikomik hadiseler anlatılıyor. Arkadaşlarıyla birlikte eğlenmeye giden Ağanın başına hiç ummadığı olaylar geliyor. Dilber Leyla, Yeniçeri Zorlu Mustafa ve Paşalı Ahmet Ağa’nın dahil olmasıyla da hikaye bambaşka bir yere taşınıyor. Olayın büyük kısmı bir evin salonunda gerçekleşiyor ve de bir gecede yaşanıp bitiyor. Ama her sayfa okurken ayrı bir merak uyandırıyor. Bu öyküde özellikle Yeniçeri dönemine ait adetleri esprili bir üslupla aktarmayı hedefleyen Ahmet Mithat Efendi: “Maksadımız yeniçeriliğin mevcut olduğu zamanlardaki eğlencelerin bazılarını anlatmak” diye bahsettiği Dolaptan Temaşa'da pek de bilmediğimiz bir dönemin kapılarını aralıyor. Yeniçerilik sisteminin kaldırılmadan önceki döneminin siyasi ve toplumsal yapısına değiniyor. Aslında Yeniçeri Ocağı, Osmanlı İmparatorluğu'nda padişaha bağlı kapıkulunun en büyük birimiydi. Fakat zamanla yozlaşması nedeniyle kapatılmıştır. Yazar da henüz kapatılmamış olan bu birimi ve o yıllardaki İstanbul’u tüm gerçekliği ile açıklıyor. Gündelik yaşamdan yola çıkarak mahalle kahvelerini, helva sohbetlerini, meyhane muhabbetlerini, bu sohbetlerdeki oyunları, eğlenceleri, gelenekleri, kılık-kıyafetleri, eşyalarına kadar hiçbir ayrıntıyı atlamadan yansıtıyor. Bazen de karakterleri tasvir ederken göndermede yapıyor. Ayrıca Osmanlı Devleti zamanında yaşamış Yahudilere de kısa bir yer veriyor ve Müslümanların gözünden Yahudileri anlatıyor. Kısa bir kitap olmasına rağmen soluksuz okunacak kadar akıcı bir hikayeye sahip. Anlatımının dikkat çekici olması, konu bütünlüğünü koruması ve kolay okunup anlaşılabilmesi
1000Kitap
Dolaptan TemaşaAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20254,623 okunma
Puan vermedi·72 syf.··
2025 81. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 23 Ekim 2025 18:17
Öncelikle şunu ifade etmeliyim ki Ahmet Mithat 'ın dönemini yansıtan diline bayılıyorum. Tüm kitaplarını okumak istiyorum. Anlatımındaki o samimiyet, sanki biri karşıma oturmuş da tatlı tatlı bir hikâye anlatıyormuş gibi bir his verdi. O dönemin insanlarını, düşünce tarzını ve mizahını görmek güzeldi. İncecik hacmi olmasına karşın ancak bu kadar yoğun karakter analizi yapılabilirdi. Sadakatin , saf sevginin, hovardalıkla gün geçirenin, duruşundan ödün vermeyenin, öfkeyle gözü dönen insanın geleceği son noktaları açıkça ortaya dökmüş yazar. Okurken bir an bile sıkılmadım çünkü sürekli bir hareket, bir canlılık var metinde. Aynı zamanda düşündürüyor da. İnsanın içindeki ikiyüzlülükleri, toplumsal bakış açılarını muhteşem işlemiş. Tavsiye ederim.
1000Kitap
Dolaptan TemaşaAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20254,623 okunma
Gibi 1800'lerde çekilseydi: Dolaptan Temaşa
8/10
·72 syf.··
2024 38. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 21 Aralık 2024 04:33
1800'lerin başındayız, 2. Mahmud yeniçeri ocağını henüz kaldırmamış, Tanzimat Fermanı'nın ilanına da yıllar var; ee haliyle Batılılışmamış, alaturka bir yaşamın hüküm sürdüğü zamanlar... Erkeklere özgü helva sohbetleri, sosyal hayatın dışına itilmiş kadınlar, kendini Allah sanan yeniçeriler, gizli kapaklı dönen dolaplar... ve işte karşımızda Dolaptan Temaşa. Kendime bu sene sonunda verdiğim Türk klasikleri okuma sözüme öyle sadık kaldım ki, haftalardır sanki mâzide yaşıyormuşum gibi hissediyorum. Bunu söyleyeceğim hiç aklıma gelmezdi ama görece iyi zamanda doğmuş sayılırım ya! Yani 1800'lerin Osmanlısında kadın olmaktan iyidir diyebiliyorum. Bu ne arkadaş... Tümüyle erkek merkezli eğlenceler, saçma sapan helva sohbetleri, erkeklerin absürd iddialara girmesi falan... Osmanlı erkekleri bu bilişsel kapasiteyle yine iyi hüküm sürmüşler... Hale bak. Sizinle mi uğraşacağız ya? Hiç de güzel falan değil bu nostaljiler. Erkeksen ud falan dinleyip iki duble içersin de, kadın ne yapsın, tüm gün rutubetli evlerin içinde hizmetçilik... Dışarı çıksan zaten ayrı dert, nefes alamıyorsun peçeden. Vallahi daraldım. Bir de kitaptaki olayların geçtiği konum Fatih civarı. 1800'lerin sonunda Beyoğlu balolarına gitme fikri hadi cazip de, muhafazakar semtleri ne yapayım? Şimdi bile gitmem, kaldı ki o yıllarda falan hiç. Böyle hayat mı yaşanır? En nihayetinde kitap gerçekten inanılmaz bir zaman yolculuğu yaptırdı bana, bu anlamda başarılı buldum. Üstelik sürükleyici ve garipti. Misal, Gibi'nin böyle bir bölümü çekilse hiç şaşırmam. Yani türlü saçmalıkla dolu bir gece geçirip, dolapta saklanmak zorunda kalan kişi İlkkan, ona oyun eden iki arkadaşı da Yılmaz ve Ersoy olabilirdi kesinlikle. Feyyaz Yiğit duy beni.
2024 Okuma Raporları
Dolaptan TemaşaAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20254,623 okunma
10/10
·72 syf.··
Beğendi
·
2025 56. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2025 11:54
Ahmet Mithat Efendi'nin tarzını çok seviyorum. Kısa sürede tüm kitaplarını okuma niyetim var. Bu kitabın kapak resmi pek hoşuma gitmemişti ama kitabı okuyunca neden böyle bir resim olduğunu anlayınca sevdim. Kitap hakkında hiçbir yorum, alıntı okumamıştım, konusu sürpriz oldu. Esprili bir dille başlayan hikâye cinayetlerle devam etti. Behram Ağa'nın neler geldi başına öyle! Ahmet Ağa'nın içinden nasıl bir canavar çıktı öyle! Ölenler ölümü hak etmek için ellerinden geleni yapmış olsalar da, kimse kimsenin canını almamalı. Kötü oldu. Üzüldüm.
Dolaptan TemaşaAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20254,623 okunma
Puan vermedi·72 syf.··
2025 59. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Eylül 2025 22:52
Ben eskiyi seviyorum. Eskiyi hatırlatan şeyleri seviyorum. O dönemde yaşamasam da hayalimde canlandırmaya fırsat veren eserleri seviyorum. Bu kitabın hikayesi karşılaşmak isteyeceğimiz bir hikaye olmasa da okuması keyifli oldu.
Edebiyat
Dolaptan TemaşaAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20254,623 okunma
Puan vermedi·72 syf.··
2022 14. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 27 Kasım 2022 11:31
Merhaba. Ahmet Mithat'ın "Maksadımız yeniçerliğin mevcut olduğu zamanlardaki eğlencelerinin bazılarını anlatmak" diye amaçlandırdığı Dolaptan Temaşa kitabı,dönemin sosyokültürel ortamını ve eğlence anlayışını apaçık bir şekilde ortaya koymaktadır. Yazar bunu sergilerken de çok akıcı bir dil kullanmıştır. Bu takdir edilesi dilde kitabı bir çırpıda okumaya ve yüksek okuma zevki elde edilmesine olanak sağlamaktadır. Bir diğer özelliğiyle eser,sayfa sayısı az olduğundan ve kendinizi olayın yaşandığı mekanda dahası Osmanlı Dönemi'nde yaşayan herhangi bir fert olarak hissetmenizi sağlayabilecek yetkinliği elinde bulundurduğundan mütevellit muhakkak okunması gereken yapıtlarınız arasında bulunmalıdır. Kitabı oluşturan hikayenin,ön sözde yazarımızında belirttiği üzere bir arkadaşından emanet aldığı gerçek bir hikaye olup alkol müptelası Behram Ağa'nın bir anda kendini cinayetlere varan olayların ortasında bulmasını komedi ve gerilim unsurlarıyla konu alıyor. Şüphesiz okumanızı tavsiye ettiğim bir kitaptır. Keyifli okumalar...
1K
Dolaptan TemaşaAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20254,623 okunma
8/10
·64 syf.··
2022 16. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2022 00:00
Gerçek bir hikayeye dayandığı için bu eserine macera kitabı diyen Ahmet Mithat Efendi, helva sohbetine giderken başına talihsiz olaylar gelen Behram Ağa’nın ilginç hikayesini anlatıyor. Olayların anlatıldığı döneme de ışık tutan kitap; eski İstanbul günlerini, helva sohbetlerini, Yahudilerin yaşam tarzlarını, meyhaneleri ve buradaki insanları da anlatıyor. Kısa ama dönemini çok güzel anlatan bu eseri okumanız dileğiyle..
1000Kitap
Dolaptan TemaşaAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20254,623 okunma
9/10
·72 syf.··
Beğendi
·
2024 11. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2024 18:16
Dolaptan Temaşa Ahmet Mithat Efendi'nin yazdığı 1890 yılında Tercüman-ı Hakikat gazetesinde 23 bölüm halinde tefrika edilen hikâyedir. Yeniçeri dönemine ait adetleri esprili bir üslupla aktaran hikâyede helva sohbetine gitmek isteyen bir akşamcının başına gelen hadiseleri anlatır. Ahmet Mithat'ın “Maksadımız yeniçeriliğin mevcut olduğu zamanlardaki eğlencelerin bazılarını anlatmak” diye bahsettiği Dolaptan Temaşa'da pek de bilmediğimiz yaşayışıyla bir dönemin kapıları aralanıyor. İstanbul'un mahalle kahveleri, “helva sohbetleri”, giyim kuşam ve âdetleri, hatta eşyasıyla... Kısa, ancak oldukça zengin içeriğiyle roman Behram Ağa, Dilber Leyla, Yeniçeri Zorlu Mustafa ve Paşalı Ahmet Ağa karakterleri arasında gelişen komedi ve gerilim unsuruyla bezeli, cinayetlere varan olayları konu alıyor.
Hayata Dair
Dolaptan TemaşaAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20254,623 okunma
Puan vermedi·72 syf.··
2025 2. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 05 Ocak 2025 15:31
Dolaptan Temaşa... Yeniçeriliğin olduğu zamanlarda nasıl eğlenilirmiş bir bakın isterseniz. "Oyun etmek" ne kadar tehlikeli boyutlara vardırılıyormuş. Mahalle kahvelerinde neler oluyor, helva sohbeti ne, meyhanelerde nasıl muhabbet döner... Ah Behram Ağa ah. Oyun edeyim derken açılan kapıdan girdi ve neler oldu neler.. Okuyun görün.
Dolaptan TemaşaAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20254,623 okunma

Yazar Hakkında

Ahmet Mithat EfendiYazar · 107 kitap
Ahmet Mithat (d. 1844; Tophane, İstanbul - ö. 28 Aralık 1912, İstanbul), Türk yazar, gazeteci ve yayıncı. Tanzimat dönemi yazarlarındandır. Türk edebiyatının gerçek anlamda ilk popüler yazarıdır. 1878'de çıkarmaya başladığı ve yayın hayatını 1921'e kadar sürdürmüş olan Tercüman-ı Hakikat gazetesi Osmanlı basın tarihinin en uzun ömürlü ve etkili yayınlarından biri olmuştur. 1844 yılında İstanbul'un Tophane semtinde dünyaya geldi. Babası Bezci Süleyman Ağa, annesi bekar çamaşırı diken Nefise Hanım idi. Annesinin ilk evliliğinden olma Hafız İbrahim adlı bir ağabeyi ve Halime, Şerife, İsmet ve Şerife adlı kardeşleri vardır. 6-7 yaşlarında iken babasını kaybetti ve ailesi büyük geçim zorluğuna düştü. Ailesi ile beraber ağabeyi Hafız Ağa'nın kaza müdürü olarak görev yaptığı Vidin'e gitti ve bir mahalle mektebinde öğrenim görmeye başladı. Ertesi yıl İstanbul'a dönerek öğrenimine Tophane Sıbyan Mektebi'nde devam etti. 1857-1861 yıllarında Mısır Çarşısı'nda bir aktar dükkânında çırak olarak çalıştı. 1861’de ağabeyinin yeniden Vidin Kasabası'na atanmasıyla Vidin'e, Mithat Paşa'nın ağabeyini yanına aldırması üzerine Niş kasabasına gitti ve 1864 yılında üç yıllık Niş Rüştiyesini bitirdi. Mithat Paşa'nın Tuna Valisi olarak atanıp ağabeyini vilayet merkezi Rusçuk'a getirtmesinden sonra kendisi de Rusçuk'ta bir devlet dairesine memur olarak atandı. Memuriyetini sürdürürken bir yandan da Arapça, Farsça ve Fransızcasını ilerlettiği için kendisini takdir eden Mithat Paşa ona kendi ismini verdi. Böylece asıl adı olan Ahmet'in yanına 'Mithat' da eklenerek, bu şekilde anılmaya başladı. Bu dönemde memuriyet görevlerine ilave olarak Teşkilat Kanunu gereği çıkartılan Tuna Gazetesi'nin yazıişlerinde yardımcılık yapmaktaydı. 1866'da ağabeyinin yanında tercümanlık göreviyle gittiği Sofya'da ailesinin isteği üzerine evlendirildi. Kısa süre sonra Rusçuk'a dönerek çeşitli işlerde çalıştı. 1868’de Tuna Gazetesi'nde yazar olarak göreve başladı, gazetenin başyazarı oldu. Bu dönemde tanıştığı Muhacirin Komisyonu (Göçmen Komisyonu) başkanlığını yapmakta olan Şakir Bey'in evinde uzun süre konuk olan Ahmet Mithat, onun zengin kitaplığından yararlandı, Şakir Bey'in Romanyalı bir müzisyen olan eşi sayesinde ilk defa Batı sanatı ile tanıştı. Bağdat yılları Şura-yı Devlet Reisi olan Mithat Paşa 1869 yılında Bağdat Valiliği'ne tayin olduğunda Şakir Paşa'yı da merkez mutasarrıfı olarak Bağdat'ta görevlendirmesi üzerine Ahmet Mithat, onunla birlikte Bağdat'a gitmek istedi. Bu isteğini kabul eden Mithat Paşa kendisini bir matbaa kurmakla görevlendirdi ve çıkartılacak olan 'Zevra' adlı gazetenin başına geçirdi. Bağdat yolculuğu sırasında ressam Osman Hamdi Bey ile tanışmıştı. Osman Hamdi ile dostluğu sayesinde Batı kültürünü tanımaya başladı. Bağdat'ta bulunduğu sırada Muhammed Zuhavi ve yarı derviş bir kişi olan Şirazlı Muhammed Bakır Can Muattar ile tanışıklığı onun kültürünü genişletti, öğrenme hırsını kamçıladı. Bağdat'ta hem gazete yönetmenliği yaparken hem de sanat okulu öğrencileri için fen bilgileri kitabı hazırladı. Kitabı Maarif Nezareti'nin yarışmasında ödül kazanıp ders kitabı olarak okutuldu. Devrin Maarif Nazırı Saffet Paşa ile yazışmaları onda İstanbul'a dönme isteği doğurdu. Basra mutasarrıfı (valisi) olan ağabeyi Hafız İbrahim'in ölümü üzerine 1871 yılında görevinden istifa eden Ahmet Mithat, İstanbul'a dönüp ailesinin geçim yükünü üstlendi. 'Ceride-i Askeriye' ve 'Basiret' Gazetelerinde çalıştı gibi matbaahanesini de kurup eserlerini bastı. İlk önce kendi evinin altında kurduğu matbaayı kısa süre sonra Eminönü'nde kiraladığı bir odaya taşıdı. Edebiyatımızın ilk hikâye koleksiyonu olan 'Letaif-i Rivayat' adlı eseri kaleme aldı. 'Letâif-i Rivayat', 'Kıssadan Hisse' ve 'Hace-i Evvel' isimli eserlerini kaleme aldı, bu eserlerin satışıyla geçimini temine çalıştı İlk sayıda kapatılan 'Devir' ve 13. Sayıda kapatılan 'Bedir' Gazetelerinin ardından 'Dağarcık' adlı dergiyi çıkardı. Bu dönemde Genç Osmanlılar ile ilişki kuran Ahmet Mithat, Ebüzziya Tevfik aracılığıyla Namık Kemal ile tanıştı. Kendi bastığı eserlerinin yanı sıra gazetelerde de yazıları yayımlandı. Namık Kemal'in yayınlamaya başladığı "İbret" gazetesinin sürekli yazarları arasına girdi. 1873 yılında kendine ait Dağarcık mecmuasında yazdığı yazılar ve Yeni Osmanlılar'la yakınlığı nedeni ile tepki çekti. Özellikle mecmuanın 4. Sayısında yayınladığı “Duvardan Bir Seda” adlı makalesi nedeniyle dinsizlikle suçlandı. Namık Kemal'in Vatan Yahut Silistre oyununun yarattığı hava içinde Gedikpaşa Tiyatrosu'nda iken 6 Nisan 1873'te Ebüzziya Tevfik ile birlikte Rodos'a sürüldü. 38 ay süren sürgün sırasında çok sayıda eser yayınladı, Rodoslu çocuklara ders verdi, 'Medreseyi Süleymaniye' adlı bir ilkokul açtı. En üretken dönemlerinden birini yaşayan yazar, 'Hasan Mellah', 'Hüseyin Fellah' ve 'Dünyaya Yeniden Geliş ya da İstanbul'da Neler Olmuş' gibi önemli eserlerini burada yazdı. İstanbul'da çıkan 'Kırkambar' dergisi'ne yazılar gönderdi. Abdülaziz'in vefat etmesi ve V. Murat 'ın başa geçmesiyle çıkan genel af sonucu İstanbul'a geri dönmesine izin verildi. İstanbul'a döndükten sonra gazetecilik, yayıncılık ve romancılığa ağırlık verdi. İstanbul'a dönüşünden 15 gün sonra 'İttihad' adlı gazeteyi çıkardı. Vakit gazetesinde yazar (1877), Takvim-i Vakayi'de müdür oldu (1878). Bu dönemde yazdığı ve sürgüne kadarki hayatı ile sürgün yıllarını anlattığı 'Menfa' adlı eserinde Yeni Osmanlılar'ı eleştirdi; 'Üss-i İnkılab' adlı eserinde de II.Abdülhamid'in siyasetini överek yeni sultanın gözüne girdi. 27 Haziran 1878'de Osmanlı sarayının desteği ile Tercüman-ı Hakikat gazetesini yayımlamaya başladı; gazete, Osmanlı basın tarihinin en uzun ömürlü ve etkili yayınlarından birisi oldu. Başlangıçta gazetenin tüm yazılarını kendisi yazıyordu. Zamanla gazetenin yazarları arasına giren Ahmet Cevdet, Hüseyin Rahmi, Ahmet Rasim gibi isimler, bu gazetenin sütunlarında meşhur oldular. 1879’da Matbaayı Amire'ye müdür olarak tayin edildi. Rodos sürgününden döndükten sonra Kabataş'ta yeni bir eve taşınan Ahmet Mithat Efendi, burada şair Fıtnat Hanım ile komşu olmuştu. Annesi Nefise Hanım'ın kardeşinin kızı olan Fıtnat Hanım ile aralarında doğan aşk, mektuplarla sürdürüldü. Mektuplaşmaları 1944 yılında kitaplaştı. 1880 yılında Beykoz bir çiftlik satın aldı. Ona ait araziden kaynayan suya 'Sırmakeş' adını verdi ve şişeleyerek içme suyu satışı başlattı. Beykoz kıyısında bir yalı satın alarak sanat ve edebiyat çevrelerinden pek çok kişiyi bu yalıda ağırladı. 1884’te büyük kızı Mediha'yı Muallim Naci ile evlendirdi. Damadı Muallim Naci, 1883’te Tercüman-ı Hakikat'in edebiyat sayfasının yönetimini üstlendi. Ne var ki Ahmet Mithad eski edebiyat alışkanlıklarını savunan damadı ile görüş ayrılığına düştüğü için 2 yıl sonra onu gazeteden kovdu. 1888'de 'Gümüş İmtiyaz Madalyası', 1889'da 'Bâlâ Rütbesi' ve ikinci dereceden 'Mecidî' aldı. 1888'de Türkiye temsilcisi olarak Stockholm'daki VIII. Müsteşrikler Kongresi (Doğu Bilimleri Kongresi)'ne katıldı. Dönünce gözlemlerinden yola çıkarak 'Avrupa'da Bir Cevelan' kitabını yayımladı. 1908'e kadar Tercüman-ı Hakikat'te roman, hikaye ve makaleler yazmayı sürdürdü. Yazar, II. Meşrutiyet döneminde yaş haddi nedeniyle emekliye ayrıldı. Yazıları eskisi gibi rağbet görmediği için yazı hayatından da çekildi[1]; Bakanlar Kurulu'nun özel kararıyla Darülfünun'da genel tarih, felsefe tarihi; Darülmuallimat'ta tarih ve eğitimbilim dersleri; Medreset-ül-Vaizin'de dinler tarihi dersleri verdi; ayrıca Darüşşafaka'da gönüllü olarak öğretmenlik yaptı. 28 Aralık 1912 tarihinde Darüşşafaka'da nöbetçi olduğu bir sırada kalp durmasından hayatını kaybetti. Fatih Camii Mezarlığı'na defnedildi. Ölümüne dek ikiyüzden fazla eser yayımlayan Ahmet Mithat, Türk edebiyatının gerçek anlamda ilk popüler yazarıdır. En büyük arzusu kitap okuyan bir toplum yaratmak idi. Çoğunluğa hitap etmek, dertlerine tercüman olmak kaygısıyla çok sayıda eser verdi 'kırk beygir gücünde yazı makinesi' olarak tanındı. Eserlerinde Avrupa'nın bilim, sanayi ve çalışkanlığını överken Osmanlı toplumunun ahlaki değerlerinin korunması gerektiğini vurguladı. Genç yazarlara destek verdi, dilde sadeleşmeyi savundu, devlete ve dine itaatsizliği, tembelliği, müsrifliği, özentiliği eleştirdi. Ürünlerini daha çok öykü ve roman türünde vermiştir. Romancılığı ve öykücülüğü, halk öykücülüğünden Batı tarzı öykü ve romancılığına geçiş olarak kabul edilebilir. Ayrıca tiyatro alanında da çalışmalar yapmış, 'Açıkbaş, Ahz-i Sar, Ziba' adlı kitaplarıyla dram ve operet türlerinde ürünler vermiştir. Fransızca'dan yaptığı roman çevirileri, Batı yazınının ilk çeviri örneklerini oluşturur. Romanları, Namık Kemal, Şemseddin Sami ve Samipaşazade Sezai ile birlikte onu ilk Türk romancılar kuşağının bir üyesi yaptı. Gazeteciliğin dışında tarih, coğrafya ve felsefeye ilgi duymuş; çoğunlukla Batı kaynaklarından yararlanarak kaleme aldığı bu eserleri hem kitap oylumunda, hem de fasikül olarak çıkarmıştır.