Falaka (Türk Edebiyatı Klasikleri - 17)

·
Okunma
·
Beğeni
·
4179
Gösterim
Adı:
Falaka
Alt başlık:
Türk Edebiyatı Klasikleri - 17
Baskı tarihi:
11 Haziran 2019
Sayfa sayısı:
116
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052958223
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Osmanlı’da çocuk olmak ne demekti? Çocuklar nasıl yetiştirilir, nasıl okula başlar ve nasıl bir eğitim alırlardı? Ahmet Rasim Falaka’da kendisinin çocukluktan ilk gençliğine uzanan hatıraları eşliğinde bu soruların cevaplarını verir. Fatih’teki Sofular Mektebi’nde başladığı ve Darüşşafaka’da tamamladığı eğitimini anlatırken bir yandan da 19. yüzyıl İstanbul’unun gündelik hayatını ve çocukluğunu tasvir eder. Reşat Ekrem Koçu’nun ifadesiyle, Ahmet Rasim’in yazılarında İstanbul, manzaraları ve insanlarıyla sesli ve renkli bir film halinde akar. Falaka da bu filmin en renkli sahnelerini barındırıyor.

Ahmet Rasim (1865-1932) İstanbul üzerine yazdığı yazılarıyla “Şehir Mektupçusu” unvanını alan Ahmet Rasim, Türk edebiyat ve gazeteciliğinin oldukça üretken ve şöhretli simalarındandır. İstanbul’da doğan Ahmet Rasim, babası henüz o doğmadan evi terk ettiğinden annesi Nevber Hanım tarafından ve eniştesinin de yardımlarıyla oldukça zor şartlarda yetiştirildi. Mahalle mekteplerinde başlayan öğrenim hayatını Darüşşafaka’da tamamladı. Kendi çabasıyla Fransızca öğrendi. Posta ve Telgraf Nezareti’nde memur olarak çalışırken bir yandan da Ahmet Mithat’ın gazetesi Tercüman-ı Hakikat’te yazmaya başladı. Hüseyin Rahmi’yle Boşboğaz adlı mizah dergisini çıkardılar. Savaş muhabirliği de yapan Ahmet Rasim, Balkan Savaşı sırasında Sofya’ya, Birinci Dünya Savaşı’nda da Romanya cephesine gitti. 1927’de İstanbul milletvekili olarak TBMM’ye girdi. Küçük yaşlardan beri ilgi duyduğu müziği Darüşşafaka’da öğrenciyken Zekai Dede’den aldığı musiki dersleriyle geliştirdi. Pek çoğunun güftesi kendisine ait olan altmıştan fazla şarkı besteledi. Yazarlık mesleğini hayatının sonuna kadar sürdüren Ahmet Rasim hikâye, roman ve hatıra türlerinden gazete yazılarına, tarih ve okul kitaplarına kadar çok çeşitli alanlarda eserler ortaya koydu. Herhangi bir edebi akıma girmemiş, siyasi ve edebi tartışmalardan uzak, halkı bilgilendirmeyi amaç edinmiş yazarlardandır. Ceride-i Havadis, Basiret, Tasvir-i Efkâr, Sabah, İkdam, Akşam, Cumhuriyet gibi gazetelerde gözleme dayalı, İstanbul hayatını bütün renkleriyle yansıtan, yalın ve güzel Türkçesiyle yazdığı yazılarla şöhret bulmuş, sevilerek takip edilmiştir. Memleketini, halkın ruhunu, âdet ve gelenekleri çok iyi bilip tanıyan yazarın seçme eserlerine Türk Edebiyatı Klasikler Dizimizde yer vermeyi sürdüreceğiz.
160 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Öncelikle Ahmet Rasim'in çocukluğundan, eğitim hayatından kısaca bahsetmek gerekiyor. Çünkü Falaka eserinde anlattıkları kendi çocukluk anılarından başka bir şey değil. Ahmet Rasim 1865'te İstanbul'da doğmuş. Babası memurluk görevi sebebiyle sık sık şehir değiştiren bir adam. Rivayet odur ki: Posta ve telgraf memuru olması sebebiyle çok dolaşan baba, her gittiği şehirde başka bir kadınla evlenirmiş, şehirden ayrılırken de evlendiği kadınları terkedermiş... Baba Bahâeddin İstanbul'a geldiğinde Nevber Hanım'la evlenmiş, ancak bir sü­re sonra Tekirdağ'a tayin edilince karı­sını ve henüz anne karnındaki doğmamış çocuğunu bırakıp İstanbul'dan ayrılmış. Tekirdağ'da başka biriyle evlenmiş. Bu yüzden Nevber Hanım çocu­ğunu güç şartlar altında büyütmek zo­runda kalmış...

Ahmet Rasim yoksulluk içinde, baba şefkatinden mahrum kalsa da annesi, siyahî sütninesi ve kalfası olmak üzere, üç kadın tarafından ilgiyle büyütülmüş. Eniştesinin himayesinde mahalle mekteplerinde eğitimine başlayıp, dört beş okul dolaştıktan sonra 1876'da Darüşşafaka'ya yazılan Ahmet Rasim bu okulu birincilikle bitirmiş.

Falaka eserinin içerisinde, Ahmet Rasim'in okula başladığı ilk günden, Darüşşafaka'dan mezun olduğu güne kadar yaşadığı anılarını okuyoruz aslında. "Cız, Öö, kaka, havhav, maaav, umacı, hırsız, pat olursun, uf olursun, cadı, hortlak, peri, dev..." kelimeleri kullanılarak çocuk üzerinde yaratılan korku dünyasının tasviriyle başlıyor Ahmet Rasim hikayeyi anlatmaya. Eserde üzerinde durulan temel korku ise "Hoca" korkusu. Eli sopalı mektep hocalarının, çocuk üzerinde oluşturduğu baskı anlatılıyor. Bu korku hakkında Mehmet Akif Ersoy, Asım şiirinde şöyle der:

"Daha mektepte çocuktuk bizi yıldırdı hayat,
Oysa hiç korku nedir bilmeyecektik heyhat!
Neslim ürkekmiş evet, yoktu ki ürkütmeyeni,
"Yürü oğlum!" diye teşci edecek yerde beni,
Diktiler karşıma bir kapkara müstakbel ki,
Öyle korkunç olamaz hortlasa devler belki!.."

Ahmet Rasim bu eli sopalı, kara cübbeli müstakbel hocaların çocuk üzerindeki olumsuz etkilerini hikaye içerisinde okura aktardıktan sonra, hikayenin son bölümlerinde, gerek hoca, gerek ailesi tarafından şiddete maruz kalan çocukların psikolojik yıpranmaları ve davranış bozuklukları üzerinde duruyor. O dönemin, özellikle mahalle mekteplerindeki eğitim yapısını görmek için oldukça kıymetli bir eser olduğunu düşünüyorum.

Ahmet Rasim henüz annesinin karnındayken terkedip giden baba Bahâeddin'in (adama deli oldum) ve çocuğa şiddet uygulayan insan azmanlarının hını mını hınt olsun...

İyi okumalar...
116 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Muallaim Naci'nin "Ömerin Çocukluğu" eserinden sonra çocukluğumu özler oldum.Demek istediğim şimdi ki çocukların yaşadığı çocuklukla bizimkiler bir mi? Arada dağlar kadar fark var.

Çocukluk dönemi başkadır. Hele ki doya doya yaşanmış bir çocukluk unutulur mu hiç? İlkokula giderken o ilk sıraya oturduğumuzda ki heyecan,sonra karne alınırken büyükler tarafından verilen harçlıklar ve başımızın okşanması ve dizlerin çamura değmemesi ve dizlerin yara bere olmaması bunlar olmadan çocukluk olur mu?

Çocuğuyla ilgilenmeyen onu elindeki tablete vb. gibi cihazlara teslim eden aileler kendi çocukluğunuzu neden kendi çocuklarınıza yaşatmıyorsunuz?

Rus edebiyatını çok seviyorum. Yazarlar kendi kültürlerini ve tarihlerini çok iyi kaleme alıyorlar. Kendi Edebiyatımızda ki klasikleri okudukça kendi kültürümü ve tarihimi daha iyi tanıyorum. Çünkü geçmişini bilmeyen birey geleceğe nasıl aydınlık bir şekilde bakabilir. Bu yüzden edebiyatımızın klasikleri bizim için birer hazine niteliğindedir.

Falaka, Ahmet Rasim'in kendi çocukluk anılarını kaleme aldığı dönemin eğitim sisteminin anlatıldığı bir eser. Beni en çok gülümseten yerler yazarın çocukluk endişelerini özellikle okulda ki Falaka cezası korkusunu tatlı bir üslupla anlatması oldu.

Türk Klasikleri okudukça sanki keşfedilmemiş yerleri keşfediyorum gibi veya bir define bulmuş gibi mesut oluyorum. Özellikle eğitim sisteminin üzerinde durması sistemin nasıl geliştiğini ve her sistem de mutlaka çürük tarafların olduğunu anlatarak bir eğitimcinin nasıl olmasını gerektiğine dikkat çekmiş.
160 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Çocukken yokluktan okuyamadığım kitaplardan bir tanesi daha. Bu hikayeyi iyi ki çocukken okumamışım dememek isterdim doğrusu. Çocuk dünyasında eski zamanlarda falakalar ile cezalandırılmayı hayal etmek bile işkencenin ta kendisi olurdu herhalde.
160 syf.
·9/10
Ahmet Rasim'in gözlem yeteneğinin müthiş bir hâlde ön plana çıktığı güzide bir eser. Kendisiyle ilk olarak Şehir Mektupları kitabında tanışmış biri olarak, sevenlerine bu kitabı da öneririm. Çocukluğuna dair anıların ortaya çıkardığı bu kitapta yazarın çıkarımları bir hayli dikkat çekici.
116 syf.
·Beğendi·10/10
Osmanlı’da çocuk olmak ne demekti? Çocuklar nasıl yetiştirilir, nasıl okula başlar ve nasıl bir eğitim alırlardı? 
.
.
Biyografi niteliğinde bir eser. Ahmet Rasim çocukluğundan ilk gençlik yıllarına uzanan hatıralar eşliğinde bu sorulara cevap vermiş. O zamanlar çocuk olmak gerçekten zormuş. Yazarın çocukluğunu yaşadığı pek söylenemez. Evden okula, okuldan eve bir hayatı var. Oyun oynamak, hoplayıp zıplamak sadece sözden ibaret. Bir çocuk için bunların yasak olması ne demek? Düşünmesi bile çok kötü.
.
.
Türk klasikleri içinde en sevdiğim kitaplardan biri oldu Falaka. Kesinlikle alıp okuyun arkadaşlar.
#parlakmeltemkitapligi
160 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Bana öyle geliyor ki ismi Ahmet olan yazarlık rütbesine erişiyor. Ahmet Mithat'tan sonra Ahmet Rasim'de çok iyi anlatmış. (Burada Ahmet Mithat'ın da bu kitaptan yazdığı değil ismi Ahmet olana örnek verme 'Ahmet Mithat, Ahmet Haşim, Ahmet Rasim' şeklinde devam anlatılmıştır)
Kendine has hikayeleri ve anlatımları sebebiyle çok beğendiğim yazarı sizlerinde okuması dileğimle ..
160 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Ahmet Rasim'in çocukluk yıllarının bütününü kapsayan anıların bulunduğu bu kitap:iyi bir gözlemci olduğu bilinen Ahmet Rasim'in o dönemin mahalle mektepleri, yaramazliklari, bu yıllardaki hayatı, falaka korkusu ve yatılı okul yıllarını aktarması gayet iyiydi.
... Bizim çocukluğumuzda "hırsız" kelimesi, büyük küçük herkesin baş umacıydı. O zamanlar bu kelimenin özü değil, sözü bile sinir oynatırdı. Şimdi kim bilir günde kaçı yanımızda oturuyor, kaçı beraberimizde geziyor, kaçıyla iş görüyoruz?..
Ahmet Rasim
Sayfa 3 - Türkiye İş Bankası Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Falaka
Alt başlık:
Türk Edebiyatı Klasikleri - 17
Baskı tarihi:
11 Haziran 2019
Sayfa sayısı:
116
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052958223
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Osmanlı’da çocuk olmak ne demekti? Çocuklar nasıl yetiştirilir, nasıl okula başlar ve nasıl bir eğitim alırlardı? Ahmet Rasim Falaka’da kendisinin çocukluktan ilk gençliğine uzanan hatıraları eşliğinde bu soruların cevaplarını verir. Fatih’teki Sofular Mektebi’nde başladığı ve Darüşşafaka’da tamamladığı eğitimini anlatırken bir yandan da 19. yüzyıl İstanbul’unun gündelik hayatını ve çocukluğunu tasvir eder. Reşat Ekrem Koçu’nun ifadesiyle, Ahmet Rasim’in yazılarında İstanbul, manzaraları ve insanlarıyla sesli ve renkli bir film halinde akar. Falaka da bu filmin en renkli sahnelerini barındırıyor.

Ahmet Rasim (1865-1932) İstanbul üzerine yazdığı yazılarıyla “Şehir Mektupçusu” unvanını alan Ahmet Rasim, Türk edebiyat ve gazeteciliğinin oldukça üretken ve şöhretli simalarındandır. İstanbul’da doğan Ahmet Rasim, babası henüz o doğmadan evi terk ettiğinden annesi Nevber Hanım tarafından ve eniştesinin de yardımlarıyla oldukça zor şartlarda yetiştirildi. Mahalle mekteplerinde başlayan öğrenim hayatını Darüşşafaka’da tamamladı. Kendi çabasıyla Fransızca öğrendi. Posta ve Telgraf Nezareti’nde memur olarak çalışırken bir yandan da Ahmet Mithat’ın gazetesi Tercüman-ı Hakikat’te yazmaya başladı. Hüseyin Rahmi’yle Boşboğaz adlı mizah dergisini çıkardılar. Savaş muhabirliği de yapan Ahmet Rasim, Balkan Savaşı sırasında Sofya’ya, Birinci Dünya Savaşı’nda da Romanya cephesine gitti. 1927’de İstanbul milletvekili olarak TBMM’ye girdi. Küçük yaşlardan beri ilgi duyduğu müziği Darüşşafaka’da öğrenciyken Zekai Dede’den aldığı musiki dersleriyle geliştirdi. Pek çoğunun güftesi kendisine ait olan altmıştan fazla şarkı besteledi. Yazarlık mesleğini hayatının sonuna kadar sürdüren Ahmet Rasim hikâye, roman ve hatıra türlerinden gazete yazılarına, tarih ve okul kitaplarına kadar çok çeşitli alanlarda eserler ortaya koydu. Herhangi bir edebi akıma girmemiş, siyasi ve edebi tartışmalardan uzak, halkı bilgilendirmeyi amaç edinmiş yazarlardandır. Ceride-i Havadis, Basiret, Tasvir-i Efkâr, Sabah, İkdam, Akşam, Cumhuriyet gibi gazetelerde gözleme dayalı, İstanbul hayatını bütün renkleriyle yansıtan, yalın ve güzel Türkçesiyle yazdığı yazılarla şöhret bulmuş, sevilerek takip edilmiştir. Memleketini, halkın ruhunu, âdet ve gelenekleri çok iyi bilip tanıyan yazarın seçme eserlerine Türk Edebiyatı Klasikler Dizimizde yer vermeyi sürdüreceğiz.

Kitabı okuyanlar 629 okur

  • Barış ŞAHİNER
  • Eray Korkmaz
  • Altuğ Öztürk
  • Naile Bars
  • Rukh
  • Aylin DENİZ
  • Emre Alemdar
  • Gözde GÜRSOY
  • Nedime Dolangez
  • Fahrettin B.

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%7.6 (9)
9
%6.7 (8)
8
%5.9 (7)
7
%6.7 (8)
6
%1.7 (2)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0