Hayatın bu döneminde, her şey açık seçiktiır,her şey mümkündür ve hayal kurmaktan, hayatında gerçekleştirmek istediği şeylerin olmasını istemekten korkmaz. Ama zaman geçtikçe, gizemli bir güç,Kişisel Menkıbe'nin gerçekleştirilmesinin olanaksız
olduğunu kanıtlamaya başlar. (Kişisel menkıbe: insanın bu dünyaya geliş amacı, yani gerçekten olmak istediği şey ve ulaşması gereken kaderi anlamına gelir.)
Sayfa 34 - Can yayınları 98.baskı şubat 2008·Kitabı okudu
-..Kaç tane koyunun var?
- Yeteri kadar, diye yanıtladı çoban...
- Öyleyse, bir sorunumuz var. Yeteri kadar koyunun olduğunu düşündüğün sürece sana yardım edemem.
-Peki dünyanın en büyük yalanı ne?
- Ne mi? Hayatımızın belli bir anında, yaşamımızın denetimini elimizden kaçırırız ve bunun sonucu olarak hayatımızın denetimi yazgının eline geçer. Dünyanın en büyük yalanı budur
Sayfa 31 - Can yayınları 98.baskı şubat 2008·Kitabı okudu
insan her zaman
aynı insanları görürse, bunları yaşamının bir parçası
saymaya başlar... bu kişiler de bu nedenle,
yaşamımızı değiştirmeye kalkışırlar. Bizi görmek istedikleri gibi değilsek hoşnut olmazlar, canları sıkılır. Çünkü, herkes bizim nasıl yaşamamız
gerektiğini elifi elifine bildiğine inanır.
Ne var ki, hiç kimse kendisinin kendi hayatını
nasıl yaşaması gerektiğini kesinlikle bilmez
Sayfa 29 - Can yayınları 98.baskı şubat 2008·Kitabı okudu
Kitap benim için ne çok sıkıcı ne de çok heyecanlıydı,daha çok orta seviyede ilerledi.Sadece kaçış sahnelerinde ve birkaç ufak yerde heyecan ve gerilim hissettim ki Stephen King kitaplarının genelinde ben ruh hâlinin ve çevrenin kitaptaki heyecan ve gerilimde diğer kitaplara nazaran daha çok etkisi olduğunu düşünüyorum ve bu kitabı beğenmezi de etkiliyor tabii (sadece 3 kitabını okumuş olsamda bende oluşan izlenim bu yönde).
Bir de kitap bana biraz uzun yazılmış ve bazı yerlerde fazla gereksiz detay ve tekrarlama var gibime geldi. Bana göre kitap 70-90 sayfa daha kısa olsa bu sorun daha az hissedileceğini ve anlatımın daha iyi olucağını düşünüyorum.
Kitabın sonuna doğru yazarda şöyle bir şey fark ettim: Genel kitaplarında son kısımda heyecan ve gerilimi artırmak için tam merak edilen bir anda diğer bir sahneye geçiyor. Bu geçişler kısa ve hızlı olduğu için okuyucuda merak ve heyecan duygusunu daha da artıyor. (umarım anlatabilmişimdir).
Aslında yazarın kitaplarını okurken verdiği akademik bilgilerin ne kadar doğru olduğunu ve bunları dikkat ediyormu etmiyor mu merak ediyordum (aslında tüm kitaplarda bunu merak ediyorum). Yazarın notunda bunlara dikkat ettiğini görünce sevindim. Bu bence önemli bir şey çünkü okuduklarımızın bilinç altına işlendiğini ve düşünme yapısını değiştirdiği için sağlık, mühendislik vb. alanlarda gerçeğe yakın bilgilerin daha yararlı olduğunu düşünüyorum ve sallamasyon bilgilerin bu düşünce yapısına zararlı olduğunu düşünüyorum
Bu arada kitabı okuyanlara bir sorum var: Eğer böyle bir şey geçek olsaydı ve bu enstitünün amacı nükleer savaşı engellemek ise ve enstitü’nün yokluğu çok daha büyük bir felakete yol açacak olsaydı, yine de çocukların bu amaç için kullanılmasına karşı çıkar mıydınız.
Son olarak şahsen ben kitabı tavsiye etmiyorum.