Bu kitap kısa öykülerden oluşuyor. İlk öykü ismi 'Sokak'
Bu öykü bana şu son günlerde sürekli kafa yorduğum haksızlıklara, yapılan kötülüklere karşı sessiz kalmanın en korkunç şey olduğunu düşündürttü. Aslına bakacak olursak tek bir kişinin bir haksızlığa ses çıkarmasıyla ya da doğruyu savunmasıyla çok şey değişecekken herkes korkup kendi içine kapandığı için bir türlü toplumda adalet sağlanamıyor ve zulme uğrayanların yanında hiç kimse olmuyor ve dünyada kötülük giderek yayılıyor halbuki içimizde bulunan o minnacık iyiye sarılıp doğru olanı yapsak, mazlumun yanında bulunmaya çalışsak ona destek olmaya çalışsak belki de iyilerin sayısı artacak ve dünyada iyilik yayılmaya başlayacak. Bu öykü ile çok zorlanarak da olsa bir yerde kendi vicdanını harekete geçirebilmiş bir adam gördük ve onun sayesinde zulme dur dendi yani insanlık hala ölmedi.
İkinci öykü ise;
'Kafesçi'
Her zaman savunduğum bir şey var konuşabiliyorsan yani karşındaki ile iletişim halindeysen her şey çözülür bir şekilde çözülür aslında buna şahit olmadığım anlarda oldu yani konuşabildiğin ama karşındakinin seni anlayamadığı anlar ama yine de bu öykü ile gördüm ki ne olursa olsun bir denemek gerekiyor, ne olursa olsun iletişime geçmeye çalışmak gerekiyor..aksi halde karşındaki insanı iletişime değmeyen iletişim kuramayacağın bir insan yerine koyduğun zaman işler daha da kötüye gidiyor bu yüzden ne olursa olsun konuşmak derdini anlatmak en güzeli ve söz verdiğin bir insan varsa karşında o sözden vazgeçmiş olabilirsin insanız ve kararlarımız her zaman değişebilir ama karşındaki insana bunu söylemek zorundasın bu öyküde doğru iletişimin ne kadar önemli bir şey olduğunu tekrar görmüş oldum
Diğer bir öykümüz 'hem aşık hem nişanlı'
Bu öyküde aşkın insana her şeyi yaptıracağını gördüm. Aşkın birçok tarifini