Hayat bazen şöyle fısıldar:
“Şimdi değil.”
Keşke diyebilseydim sana, şu dünyada her şey istediğin gibi olacak diye.
Ama olmayacağını ikimiz de biliyoruz; her şey istediğimiz gibi olmaz.
Hiçbir şey beklediğimiz anda gelmez.
Ne acı sonsuza kadar sürer ne de yüz her gün güler.
Sabrın şükrünle, imtihanın inancınla tartılır.
Yaşadıkları ve şimdiki yaşım başım bana şunu söylüyor:
Bazı yaralar geç iyileşir.
Bazılarının baharı geç gelir.
Bazı hayaller hiç ummadığın anda gerçekleşir.
Hayatın sana sunacağı sürprizlere açık ol. İnancını ve umudunu taze tut.
Bazı dualar senin istediğin zaman değil, senin için en hayırlı olduğu zamanlarda kabul olur.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ve içinden yıllardır başkalarının gürültüsün de kaybolmuş, o ses fısıldar. “Artık yeter.” O sesi duyduğun an, artık herkes için değil, biraz da kendin için yaşamak istersin. Çünkü bazen yeniden doğmak, sadece nefes almaya karar vermektir.
Şimdi...
Kendi sesini duyma zamanı.
Özdeğer erozyonu, kişinin kendine verdiği içsel değerin küçük ihlallerle, küçük vazgeçerler, küçük susuşlarla zaman içinde aşınmasıdır. Bu erozyon bir anda oluşmaz; insanın ruhundan sessizce alınan küçük parçaların yıllar içinde büyük bir boşluğa düşmesidir.
Bazen en büyük iyileşme, bir başkası bizi anladığında değil, kendi yaramıza kendi elimizi koyduğumuzda başlar. Bazen en doğru başlangıç “Artık yeter,” demek değildir. “Kendim sana geç kaldım... Özür dilerim,” diyebilmektir.