Fakat acı olsun,haz olsun,korku olsun, dehşet veya pişmanlık olsun, hiçbirini tek ve diğerlerinden ayrı hissetmedim,hepsi iç içe geçip erimişti; sadece hissettiğimi, yaşadığımı,nefes aldığını duyuyordum.
Hava kararmıştı, ağaçların tepelerinde hafif bir rüzgâr salınıyordu,kestanelerin akşam yaydıkları koku serinliğin içinden hissediliyordu. Ve dalların peçesinin ardından ay ışığı gümüş ışıltılarıyla süzülmeye başlamıştı bile. Ama yeter ki şimdi eve, alışılmış eski dünyamın içine dönmeyeydim!
Bu arada karanlık siluetleri göğe yükselen ağaçların altında kalabalık biraz daha seyrelmişti, artık atlıkarıncaların ışıklarının altında eskisi kadar yoğun ve hareketli bir kaynaşma yoktu, yalnızca meydanın en dış kenarında belli belirsiz bir kımıltı hissediliyordu.