Yalnız onun gözlerinde gördüğüm çocuk emniyeti ve şefkati ile ruhuma sokuluyor, bu nazar açlıktan ölen bir adama ekmek yerine taş vermek tesirini yapıyor. İçim boş değildir biliyorum. Ayşe'nin en güzel kardeşliği ve dostluğu ile dolu, fakat onun yeşil gözlerinden uçacak hiddet, sitem, hatta nefret olsa da bir defa İhsan'a arabanın basamağında baktığı gibi bana baksa. O hala kardeş gibi bakıyor.
Benim "Ateşten Gömlek"i eğer zaman söndürüp bir tarafa atmazsa Türk romanları arasında iki tane" Ateşten Gömlek"olacak. Belki elli sene sonra bir kütüphane rafında yan yana oturacak olan bu iki kitap Hans Andersen'in masallarındaki gibi belki dile gelir, birbirlerine geçmiş günleri söylerler. Kim bilir o uzak atide Türk gençliğinin sırtındaki "Ateşten Gömlek" ne kadar bizimkilerden başka olacaktır...