"..Ölmediğim yerlerden öpüp beni arzuladığım sonsuzluğa göndereceksin. Belki de o yüzden ilk görüşte sana, ölüme âşık oldum. Ama olmadı Dağınık Saç. Öptüğün yerlerim yaşamak istiyor."
"...Sende ölümü de gördüm o gün. Dudağının kenarında, kalbime doğru akan siyah bir kelebek şeklinde... Ölümde yaşam bulmak istedim ben aslında. Birazcık... Sadece birazcık yaşayasım geldi."
Koşmak sadece bedensel bir olay değil, aynı zamandan ruhsal bir doyumdu sanki onun için. Gideceğimiz bir yer, varılacak bir bitiş çizgisi olsun olmasın. Hep koşmak isterdi o... Koşuşunu sevdiğim adam... O hep kendinden kaçmak için koşardı hep, ben ise nefesim kesilene kadar ona koşardım...
Birinden hoşlandığında geceleri uyuyamazmışsın, yiyeceklerin tadı olmazmış ve müzik dinlerken ağlarmışsın.
Aslında geceleri daha iyi uyuyorum, yediklerim her zamankinden tatlı ve müzik dinlerken dans edesim geliyor.
Yine de tuhaf.
Onu düşündüğümde azıcık kalbim ağrıyor...