Dayatılan bu mecburiyete hoşgörü gösterdikleri için kitlelere de öfkeliydi. Halkın düşünce uyuşukluğuna, yoksulluklara, sarhoşluğa ve adaletsizliklere, maddi ve manevi sefalete alışıp razı olmalarına kızıyordu.
Kendileri için tüm özgürlükleri, kolaylıklar ve zenginliği isteyen, halka ise en ağır yoksulluklara katlanmanın gerekli olduğunu öneren üst sınıflara kızgındı.
Politikacıların hepsi eski, aptal, yağmacı haydut oyununu sürdürüyorlar. Devletlerinin sınırlarını genişletme konusunda ısrar ediyorlar.Oysa o genişleyen sınırlar içinde ne toplumsal bilinci ne de halkın bilgi ve vicdanını geliştiriyorlar.
Baba mirası veya halkın yuvarlandığı yozluk bataklıklarından bir okul diploması elde ederek yükselen, korunaklı ve uygun bir yere ulaşan hiç kimse sonrasında parmağını dahi kıpırdatmayacak, milyonları o karanlıktan kurtarmaya yeltenmeyecektir.