Naze başını önüne eğmiş, yün çorabındaki delikten çıkan parmağına takılmış gözü.
"Hüsranını ilan etmişsin. Allah'ın gücüne gider valla" diye devam etmiş Berzo. "Ne lüzum var
buna?"
Böyle dedikten sonra aklındaki adları açıklayıvermiş: Pembe ve Cemile. Çayda eriyen şeker
küpleri gibi yumuşacık ve tatlı, her türlü sivrilikten uzak isimler.
Ne var ki Berzo'nun kararı nihai olsa da Naze'nin seçtiği isimlerden vazgeçilmemiş. Hafızalarda
yer etmişler; ağaç dallarına takılı iki uçurtma gibi dolanıp kalmışlar soyağacına. Böylece ikizler
çifter isimle bilinir olmuşlar: Pembe Kader ve Cemile Yeter. Gün gelip de bunlardan birinin
dünyanın dört bir yanındaki gazetelerde yazılacağını kim bilebilirmiş ki o zaman?