İlk öncelikle, herkese merhaba. Uzun zamandır derslerden, onlardan, bunlardan dolayı aktif değildim (gerçi hala olamayacağım) ama hiç değilse bari şu seriye artık bir yorum yazayım dedim.
Ve tek tek yazmak bu saatten sonra anlamsız olacağından tüm serinin yorumunu yapacağım buraya.
Şimdi başlamak gerekirse Cadı Avcısı serisinin ilk kitabını ben bir buçuk yıl önce okumuştum sanırım. Daha sonra kitabın çıkmasını bekledim ve daha sonra bir türlü alamadım, elime de geçmedi ve öylece bir buçuk yıl geçmişti yani okuyuşumun üzerinden. Sevip sevmediğime gelirsek, ilk kitabı ben hayli sevmiştim.
Bu değerlendirmeyi ben genelde şuna göre yapıyorum, bir kitabı elimden bırakamıyorsam genel olarak o kitap iyidir, akıcıdır ve sadedir. Cadı Avcısı tam da böyleydi. Gerçekten çok yalındı ve beyninizi bulandırmıyordu. Olaylar (özellikle 2. Kitapta) biraz iç içe olsa da bu sizde kafa karışıklığı oluşturmuyordu.
Ve genel olarak ilk kitap, Elizabeth’in laneti kaldırmak için Nicholas’a yardım etmesi ve o süreçte Fifer ve George gibi iyi arkadaşlar edinmesini, ayrıca birde hayatının aşkını bulmasını anlatıyordu. Ve kitapta Elizabeth’in en büyük korkusunun yalnızlık olduğunu düşünürsek bu süreçte arkadaşlar edinmesi bana göre gayet anlamlıydı. Ve kitabın sonunu çok beğendiğimi de söylemeden geçmeyeyim.
İkinci kitaba geldiğimde ise, gerçekten başlarda çok sıkıldım. Çünkü gerçekten ana hatlarıyla birinci kitabı hatırlasam da (zaten yukarıda da genel olarak hatırladıklarımı yazdım ve açıkçası çok uzatmakta istemedim) geçen bir buçuk yılın ardından seriye aramda bir kopukluk oluşmuştu ve ben zaten 14 günün yedi gününde kitabı okumamıştım bile. Ama daha sonra bir şekilde devam ettim ve seri beni tekrar içine aldı ve o saatten sonra zaten hemen bitirdim kitabı çünkü gerçekten ikinci kitapta çok