Kâri

Kâri
@Bercestefirar
“..Penceremden bakıyorum: mavi deniz, palmiyeler, bahçeler, birbirinden güzel köşkler, ufukta kotralar...Sanremo’nun bu manzarası cenneti andırıyor. Fakat ben kendim cennette değilim. Bu manzarayı cehennemin bir köşesinden görüyorum. Kendime mahsus bir cehennem. Bulunduğum katın bir odasında bir tabut var. Günlerden beri burada duruyor. Bu tabutta Osmanlı Hanedanının son Hükümdarı Sultan Altıncı Mehmed Han yatıyor. Mehmed Vahideddin, benim kocam.. Talihin hayat yoldaşı diye karşıma çıkardığı insan. Ölümüne acıyor muyum? Bilmem.. Fakat bu ölüye karşı bendeki asıl kuvvetli his, acımaktan ziyade gıpta etmek. ..Ne mutlu ona, diyorum, ölüm gibi bir nimete kavuştu. Bazen içimden geliyor: Talihe yardım etsem, bu nimeti kendi elimle arasam. Ben dindar bir kadınım. Bütün benliğim böyle bir duyguya karşı isyan ediyor. Bu vücûd bana emanet birşey. El kaldırmaya ne hakkım var? Tüylerim ürpererek düşünüyorum, iki saat sonra gece olacak her tarafı karanlık basacak. Faturalar ödenmediği için elektrik,su,hava gazı hepsi kesik. Bütün bir gece karanlık geçecek. Günden güne etrafa bir kat daha yayılan ölüm kokusunu daha korkunç bir suretle duyacağım. Bu musibet yerine baskın yapmış gibi, gece her tarafta fareler dolaşıyor. Etrafımdaki hava adeta şekil şekil hayaletlerle dolu. Uyku ile uyanıklık arası saatler geçiriyorum. Hayal ile hakikatı birbirinden ayırt etmek için yatağımdan fırlıyorum. “Ben var mıyım, yaşıyor muyum?”diye her tarafımı yokluyorum. Bu yaşadığım hayatın hepsi benim mi? Bu, bir gün sinemada gördüğüm acı bir hikaye olmasın? Anlıyor muyum? Bu korkunç hayatı başından sonuna kadar geçiren acaba ben miyim? Belki de korkunç bir rüyadır. Belki bir gün uyanacağım.. Oh çok şükür, hepsi rüya imiş, diyeceğim..” /Sultan Vahideddin’in Eşi Nevzat Hanım/
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
“..Biz Söğüt’ten elde kılıçla çıkıp Viyana’ya kadar gidenlerin torunuyduk. Biz hiçbir vakit Türkiye’nin fenalığını düşünmedik. Ama bu memlekete 600 sene hizmet ettikten sonra bir gece ansızın hazırlanmamıza bile müsaade edilmeden apar topar kovulduk. Diş değiştirirken kovuldum, saçlarıma ak düştüğünde geri dönmeme izin verildi” /Sultan Reşat’ın torunu Emine Mukbile Osmanoğlu/
Tarih
•“Ben milletin ateşten külü üzerine oturdum, saltanat tahtının kuş tüyü minderleri üzerine oturup gömülmedim!” •Günün birinde muhakkak vatanına döneceğini ve saltanatına kavuşacağına dair sarsılmaz ümidini Sultan Vahideddin hiç kaybetmemiştir. Ömrünün son zamanlarında bu arzusuna erişemeyeceğini anlayınca, yakınlarına şunu vasiyet etmiştir; “Siz dönerseniz eğer, benim bir hain olmadığımı anlatın!” •Birgün, vatanına hasret olan Sultan tüm çektiği sefalet ve zor şartlarında şunları söyledi; “..Biz devlet ve millet için bir paratoner vazifesi gördük. Bir gün geldi devletin ve milletin üzerine bir yıldırım düşecek oldu, onu üzerimize çektik. Biz yandık fakat devlet ve millet kurtuldu. Mühim olanda buydu. Ben şuan geldiğimiz neticeden yinede memnunum.”
Tarih

Kâri

, bir kitap okudu
9/10
·550 syf.·
Beğendi
·
26 saatte okudu
·
2020 4. kitabı
“Hayatın değerini ancak ölüler bilir”