Ne kadar zengin ve bolluk içinde olursa olsun bağımsızlıktan yoksun bir ulus , uygar insanlık dünyası karşısında uşak olmak konumundan daha yüksek bir muameleye layık olamaz.
Bir ulus , varlığı ve bağımsızlığı için düşünebilen girişimleri ve fedakarlığı yaptıktan sonra başarılı olur . Ya başarılı olamazsa demek o ulusun ölmüş olduğuna karar vermek demektir. Dolayısıyla ulus yaşadıkça ve özleriyle girişimlerini sürdürdükçe başarısızlık söz konusu olamaz.
Hakkari’de bir mevsim romanı beni bir öğretmen olarak çok etkiledi . Doğuda görev yaptığım için o zamanki doğu şartlarıyla bu zamanki doğu şartlarını kıyaslama şansım oluyor. Aradan geçen bunca seneye rağmen bir seyler çok az değişmiş. Hala öğrencilerin ayakları gözüküyor mesela . Kız çocukları bitleniyor. Köyde hayat süren kadın ve çocuklar ömürlerini köyde geçirip dış dünyayı bilmiyorlar. Kaçakçılık her şekilde işliyor . Eşekler ve katırlar hala rahat hayvan değil . Vali ise içi boş bir konum. Öğretmenler olarak her zaman her yerde çok fedakarlık yapmamız gerekiyor çünkü sen yapmazsan bu çocuklar için kimse böyle uğraşmıyor . Ferit Edgü ise 1964 yılında er-öğretmen olarak gittiği köydeki yaşantısıyla hayali gerçeği harmanlayıp önümüze şiirsel bir dille getiriyor .Kitabı karıştırdığınızda yazı dili alışılmışın dışında . Kitap şiir şeklinde sanki . Nasıl okurum bütünlüğü sağlayabilir miyim diye hiç düşünmeyin . Su gibi akıp gidiyor bu dil . Ferit Edgü, Hakkari’ye kitapta Hak. diyor , köye ise Pir diyor . Gerçekte köyün adı Pirkanis (Işıklar). Köye gönderilen bir öğretmenin kendini bulma çabası yaşadığı yere ayak uydurmaya çabalama destanını okuyoruz. Tavsiyemdir okuma listelerinize ekleyebilirsiniz . Ferit Edgü’ye başlamak içinde uygun bir kitap bence . Ayrıca filmi de varmış kitabın . İzlemek isteyenler izleyebilir de :)