Birileriyle anlar paylaşırken,iyi veya kötü saatler geçirirken aslında saf bir yanınla paylaşırsın. Her şey ilk güzel gelir gözüne , güzel hissedersin , dünya toz pembe olur, bulutlarda hissedersin, yumuşak yanın hep seninle ve hep o yanınla davranırsın ister istemez. Sonra işler kötüleşmeye başladıkça yavaş yavaş gözünden mutluluklar film şeridi gibi geçer önce. Sonra toz pembe dünya bir an kirlenir ve bulutlardan yere çakılırsın. İşte o an her şey bittiğinde, biten şeyle senin o yumuşak , saf yanın da bitiyor. Sanki o an yaşaman gerekiyordu da yaşadın ve tükettin, bitirdin. İşte o bitiriş, o bitiş, o gidiş. O son nokta. Kendinin bıraktığın bir parçası. Kendinden eksilttiğin. Kendinden kaybettiğin ve bir daha geri alamadığın.