Berfinyrc

Berfinyrc
@Berffyrc
Erkek kardeş" , "kız kardeş" , "yoldaş" , sömürgeci burjuvazi tarafından yasaklanan sözcüklerdir; çünkü ona göre kardeşim cüzdanımdır, yoldaşım çevirdiğim dolaplardır. Sömürge aydını; bencillik, kibirli yakınmalar, ille de son sözü kendisi söylemek isteyenlerin çocuksu aptallığı gibi bütün putlarının yanıp kül olduğuna tanık olur.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Sömürgeci, sömürge halkının alanını fiziksel olarak, yani ordu ve polis yardımıyla sınırlamakla tatmin olmaz. Sömürgeci, sömürge talanının totaliter karakterini adeta resmetmek ister gibi, sömürge halkını kötülüğün özüne, hayat bulmuş haline dönüştürür. 1 Sömürge toplumu yalnızca değerlerden yoksun bir toplum olarak tanımlanmakla kalmaz. Sömürgeci, sömürge dünyasında bu değerlerin yok olduğunu, hatta hiç var olmadığını söylemekle yetinmez. Yerlinin ahlaktan tamamen yoksun olduğu söylenir; yalnızca değersiz olmakla kalmadığı, aynı zamanda değerleri inkar ettiği de ilan edilir. Kabul edelim; yerli, değerlerin düşmanıdır. Başka deyişle, o mutlak kötüdür. Yanına yaklaşan her şeyi yok eden çürütücü bir element, estetik ya da ahlakla ilgili her şeyi biçimsizleştiren yıkıcı bir unsurdur; uğursuz güçlere sahiptir; gizil güçlerin bilinçsiz ve korkunç bir aracıdır.
Sömürgecinin yaşadığı yer, beyaz insanların, yabancıların bölgesidir. Sömürge halkının şehri ya da en azından yerli şehir, siyah kölelerin köyü, eski şehir, rezervasyon bölgeleri, adları kötüye çıkmış insanların yaşadığı, adı kötüye çıkmış bir yerdir. Orada, rastgele bir yerde, rastgele bir şekilde doğarsınız; rastgele bir yerde, rastgele bir nedenle ölürsünüz. Boş yerin olmadığı bir dünyadır orası; insanlar üst üste yaşarlar; kulübeleri birbiri üstüne inşa edilmiştir. Sömürge halkının şehri aç bir şehirdir; ekmek, et, ayakkabı, kömür, ışık açlığının çekildiği bir yer . . . Sömürge halkının şehri, yere kapaklanmış, diz çökmüş yığılıp kalmış bir şehirdir
Sömürge dünyası ikiye bölünmüş bir dünyadır. Ayrım çizgileri, hudutları, kışla ve karakollarla temsil edilir. Sömürgelerde, sömürgeleştirilen insanın resmi ve kurumsal muhatabı, sömürgecinin ve baskı rejiminin sözcüsü, polis ve ordudur. Kapitalist toplumlardaki dini ya da seküler eğitim, babadan oğula aktarılabilir ahlaki reflekslerin öğretilmesi, elli yıl boyunca düzgün ve sadık hizmet verdiği için madalya takılan işçilerin örnek dürüstlüğü, uyum ve bilgeliğin teşvik edilmesi, yani kurulu düzene saygının bu estetik biçimleri, sömürülen kişinin çevresinde bir itaat ve yasaklama atmosferinin oluşturulmasına hizmet eder; bu da düzen güçlerinin işini hatırı sayılır ölçüde kolaylaştırır. Kapitalist ülkelerde, sömürülenler ile iktidar arasına çok sayıda ahlak hocası, danışman ve "kafa karıştırıcı" girer. Sömürgelerde ise, tam tersine, sömürge halkıyla teması, polis ve ordunun sürekli varlığı, sık sık ve dolaysız müdahaleleri sağlar. Dipçik darbeleri ve napalmlar halka yerinden kıpırdamamasını öğütler. lktidar aracısının saf şiddet dilini kullandığını gördük. Aracı, baskıyı hafifletmez, tahakkümü gizlemeye de çalışmaz. Bunları düzen güçlerinin vicdan rahatlığıyla sergiler ve uygular. Aracı, şiddeti sömürge tebaasının evlerine ve zihinlerine taşır.
Sömürgeci ile sömürge halkı eski tanışlardır. Aslında sömürgeci "onları" iyi tanıdığını söylerken haklıdır. Sömürgeyi yaratan ve yaratmaya devam eden, sömürgecidir. Sömürgeci kendi gerçekliğini, yani servetini sömürge sistemine borçludur.