Sömürge dünyası ikiye bölünmüş bir dünyadır. Ayrım çizgileri,
hudutları, kışla ve karakollarla temsil edilir. Sömürgelerde,
sömürgeleştirilen insanın resmi ve kurumsal muhatabı, sömürgecinin
ve baskı rejiminin sözcüsü, polis ve ordudur. Kapitalist
toplumlardaki dini ya da seküler eğitim, babadan oğula
aktarılabilir ahlaki reflekslerin öğretilmesi, elli yıl boyunca
düzgün ve sadık hizmet verdiği için madalya takılan işçilerin
örnek dürüstlüğü, uyum ve bilgeliğin teşvik edilmesi, yani
kurulu düzene saygının bu estetik biçimleri, sömürülen kişinin
çevresinde bir itaat ve yasaklama atmosferinin oluşturulmasına
hizmet eder; bu da düzen güçlerinin işini hatırı sayılır ölçüde kolaylaştırır. Kapitalist ülkelerde, sömürülenler ile iktidar
arasına çok sayıda ahlak hocası, danışman ve "kafa karıştırıcı"
girer. Sömürgelerde ise, tam tersine, sömürge halkıyla teması,
polis ve ordunun sürekli varlığı, sık sık ve dolaysız müdahaleleri
sağlar. Dipçik darbeleri ve napalmlar halka yerinden
kıpırdamamasını öğütler. lktidar aracısının saf şiddet dilini
kullandığını gördük. Aracı, baskıyı hafifletmez, tahakkümü
gizlemeye de çalışmaz. Bunları düzen güçlerinin vicdan rahatlığıyla
sergiler ve uygular. Aracı, şiddeti sömürge tebaasının evlerine
ve zihinlerine taşır.