Çağdaş toplum daha fazla kurumsallasma ve uzmanlaşma üreterek bireyleri kendi kararlarını verme ve kendi yaşamları üzerinde söz sahibi olma hakkından yoksun bırakıyor
Erkek
kardeş" , "kız kardeş" , "yoldaş" , sömürgeci burjuvazi tarafından
yasaklanan sözcüklerdir; çünkü ona göre kardeşim cüzdanımdır,
yoldaşım çevirdiğim dolaplardır. Sömürge aydını; bencillik,
kibirli yakınmalar, ille de son sözü kendisi söylemek isteyenlerin
çocuksu aptallığı gibi bütün putlarının yanıp kül olduğuna
tanık olur.
Sömürgeci,
sömürge halkının alanını fiziksel olarak, yani ordu ve polis
yardımıyla sınırlamakla tatmin olmaz. Sömürgeci, sömürge
talanının totaliter karakterini adeta resmetmek ister gibi, sömürge
halkını kötülüğün özüne, hayat bulmuş haline dönüştürür.
1 Sömürge toplumu yalnızca değerlerden yoksun bir toplum
olarak tanımlanmakla kalmaz. Sömürgeci, sömürge dünyasında
bu değerlerin yok olduğunu, hatta hiç var olmadığını
söylemekle yetinmez. Yerlinin ahlaktan tamamen yoksun olduğu
söylenir; yalnızca değersiz olmakla kalmadığı, aynı zamanda
değerleri inkar ettiği de ilan edilir. Kabul edelim; yerli, değerlerin
düşmanıdır. Başka deyişle, o mutlak kötüdür. Yanına yaklaşan
her şeyi yok eden çürütücü bir element, estetik ya da ahlakla
ilgili her şeyi biçimsizleştiren yıkıcı bir unsurdur; uğursuz
güçlere sahiptir; gizil güçlerin bilinçsiz ve korkunç bir aracıdır.
Sömürgecinin
yaşadığı yer, beyaz insanların, yabancıların bölgesidir.
Sömürge halkının şehri ya da en azından yerli şehir, siyah
kölelerin köyü, eski şehir, rezervasyon bölgeleri, adları kötüye
çıkmış insanların yaşadığı, adı kötüye çıkmış bir yerdir. Orada,
rastgele bir yerde, rastgele bir şekilde doğarsınız; rastgele
bir yerde, rastgele bir nedenle ölürsünüz. Boş yerin olmadığı
bir dünyadır orası; insanlar üst üste yaşarlar; kulübeleri birbiri
üstüne inşa edilmiştir. Sömürge halkının şehri aç bir şehirdir;
ekmek, et, ayakkabı, kömür, ışık açlığının çekildiği bir
yer . . . Sömürge halkının şehri, yere kapaklanmış, diz çökmüş yığılıp kalmış bir şehirdir