Günümü yaşadım, her şeyden tattım. Kadın sevdim, kız sevdim, bozkırda at sürdüm, babalık hazzını tattım, adam öldürdüm, ölümle de yüz yüze geldim kaç kez. Mavi göğe baktım, içim ışıdı. Hayat daha ne gösterebilir bana? Hiçbir şey! Ölebilirim.
Tıpkı bir bulutun gölgesi gibi hepsi gelip geçmişti şimdi. Şimdi bütün o arayışıona anlamsız, boşuna geliyordu. Ne düşünmüştü sanki? Niçin gönlü, kaçacak yol arayan, peşine avcı düşmüş kurt gibi ordan oraya toslayıp durmuş, çelişmeler arasında kendine bir çözüm yolu aramıştı?
Hayat öyle basitti ki! Herkesi kanadı altına alıp barındıracak tek bir doğrunun hiçbir zaman varolmadığına inanıyordu şimdi. Herkesin kendi doğrusu vardı, kendi başına izleyeceği bir karığı vardı.