Yolların ayrıldığı noktada duruyordu hep: İki güç arasında direnip ikisini de kabullenmiyordu. O yüzden derin, üstü kapanmak bilmeyen bir çaresizlik,
bıkkınlık doğmuştu içinde.
Miron’da iki güç üste çıkmak için çarpışıyordu. Cevval kanı başkaldırıyor, onu çalışmaya, toprağını ekmeye, sundurmalarını dikmeye, çiftlik araçlarını onarmaya, para kazanmaya iteliyordu. Ama bir düşünce gelip gelip gönlünü
karartmaktaydı: Zengin olacaktın da n’olacaktı? Yıkılıp gidecekti her şey. Umursamazlık, sonunda her şeyi o ölümcül çirkefine buladı. Artık nasırlı elleri çekici, el testeresini eskisi gibi kavramıyordu. Tembel ve bitkindi o eller, dizlerinin üstünde. Vaktinden önce yaşlandı Miron. Topraktan bile tiksinir
oldu.