Berivan.t7

Berivan.t7
@Berivan_T
İnsan, bazı insanların değerini onların varlığında değil, yokluğunda fark eder; çünkü zihin çoğu zaman alıştığı sevgiyi sıradanlaştırır. Yanımızdayken sesine, emeğine, sevgisine alıştığımız insanlar, hayatın telaşı içinde sanki hep orada kalacakmış gibi gelir. Oysa bir gün öldüklerinde ya da sessizce hayatımızdan çıktıklarında, geride bıraktıkları boşluk onların gerçek yerini görünür kılar. Çünkü kayıp, zihnin görmezden geldiği ayrıntıları kalbin önüne bırakır: artık gelmeyecek bir mesajı, duyulmayacak bir kahkahayı, bir daha hissedilmeyecek o tanıdık varlığı… İnsan psikolojisi, sahip olduğu şeyin sürekliliğine inanmak ister; bu yüzden sevginin ve değerin kıymeti çoğu zaman eksikliğe dönüştüğünde anlaşılır. Ve kimi zaman bu fark ediş sadece özlem değil, geç kalmış bir vicdan taşır içinde. Söylenmemiş cümleler, ertelenmiş sevgiler, gösterilmemiş değer duygusu insanın içinde ağır bir yankıya dönüşür. Çünkü bazı insanlar gittikten sonra değil, giderken eksilir insanın içinden. Olgun bir bakış açısı şunu hatırlatır: Sevgi ve takdir, en çok hâlâ duyulabiliyorken anlam taşır. Çünkü kayıptan sonra hissedilen değer, bazen sadece telafisi olmayan bir fark ediş olarak kalır.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
İnsan birini gerçekten zamanla mı tanır yoksa içinin titrediği o ilk anda mı bunu kimse bilmez Çünkü bazen yıllar geçer bir yüz ezberlenir bir ses alışkanlığa dönüşür ama kalp yine de yabancı kalır sanki bütün yakınlıklar uzaktan bakılmış bir hayat gibidir Sonra biri çıkar karşına hiçbir geçmişin yoktur onunla ama gözlerinde uzun zamandır aradığın o tanıdık sessizlik vardır ve insan ilk defa anlar bazı ruhlar konuşmadan da birbirini tanır Belki tanımak zaman ister ama hissetmek zamandan daha eski bir şeydir çünkü kalp bazen aklın yetişemediği yerde sever ve insan en derin bağı en kısa anda hisseder
"Bize bir şey olmaz” cümlesi çoğu zaman bir inanç değil, bir inkârdır. Çünkü iki insan birbirini çok sevebilir... ama bu, birlikte kalmaları gerektiği anlamına gelmez. ​Toksik ilişkiler tam da burada başlar: ​Sevgi vardır ama huzur yoktur. ​Bağ vardır ama güven yoktur. ​Gitmek gerekir ama kalınır. ​İnsan en çok, kendine zarar veren şeyi “aşk” sandığında kalır. Ve “onsuz yapamam” dediği yerde, aslında kendinden vazgeçmeye başlar. ​Psikolojik olarak bu bir sevgi değil, bir bağımlılık döngüsüdür. Tanıdık olanı seçmek, doğru olanı seçmekten daha kolay gelir. Ve kişi, iyi gelmeyen bir ilişkide bile kalmayı “alışkanlık” sanır. ​Oysa sağlıklı bir ilişki; kaybetme korkusuyla değil, kendini güvende hissettiğin yerde kurulur. ​Ve gerçek şu: Sevgi tek başına yetmez. Doğru ilişkiyi kurmayı bilmek gerekir. ​✨ Tam da bu yüzden “Evlilik Okulu” önemli. Çünkü mesele sadece sevmek değil; kendi sınırlarını bilmek, uyumu anlamak ve doğru yerde kalabilmeyi öğrenmek.
Sonra bir şey oluyor, değişiyorsun. Dünyaya bakışın, insana bakışın, eşyaya bakışın değişiyor. Kelimeleri kısaltıyorsun, insana inanmayı azaltıyorsun, eşyaları sadeleştiriyorsun. Kalabalıktan kaçıp, oluşturduğun minimal hayatı tercih ediyorsun. Kendi halindeliğin dışında bir hayatı istemiyorsun. Süsün ardındaki çirkinliği gördüğün için, gösterişsizliğin çerçevelediği saf güzelliğin peşinden koşuyorsun. Bir şeyler oluyor ve artık o eski sen olmuyorsun…