Hakîkaten hemen herkesin hayatında vâkî olmuş bir gerçektir ki, bazen ilk defa karşılaşılan bir kimseye kalbde aklen izahı imkânsız bir muhabbet husûle gelir. Bu, şahsiyetlerin özü itibarıyla aynıyyetlerinden zuhûr eder. Kesişen iki dâireyi düşününüz. Müştereklik ne kadar çoksa muhabbet de o kadar şiddetli vâkî olmaktadır.
Dinde zorlama yoktur. Doğru yol, sapıklıktan, hak batıldan ayrılıp belli olmuştur. Artık kim tağutu reddedip Allah'a iman ederse, işte o, kopması mümkün olmayan en sağlam tutamağa yapışmıştır. Allah her şeyi işitir, bilir.
Bakara Suresi 256. Ayet
Peygamber aleyhisselâtü vesselam, “Nikâh benim sünnetimdir. Ondan gayra, yani zinâya rağbet eden benden değilir.” buyurmuştur.
Diğer bir hadis-i şeriflerinde de “Evlilik dinin yarısıdır. Bir kere onu gerçekleştiren öteki yarısı için Allah’a sığınsın.” buyurmuştur.
Rızk endişesi ile evliliği geciktirmek iman zaafından başka bir şey değildir. Zira rızk ecel gibidir. Takdir olunan rızkı tüketmeden hiçbir fanî varlığa ölüm yetişmez.