Şeyh Ubeydullah'ı tanıyan bir
Ermeni, onu şöyle anlatıyordu:
"O, mükemmel bir insandı. Faal, çalışkan, efendi ve bilgiliy¬
di. Yetim ve dul kadınları, babaca bir ilgi ve himaye ile kollar¬
dı. Kürtler, dertlerini ve uğradıkları haksızlıkları anlatmak, din
ile ahlak konusunda fikrini almak için dört bir taraftan Şemdi-
nan'a gelirlerdi. Kürtler onu adil ve insancıl bir lider olarak sever, sayarlardı."
"İdrisi Bedisi, görevi dolayısıyla bu işin gerçekleşmesi için bü¬
yük çaba harcadı. Tadı dille Ermi, Aşti, Savran, Sason, Bidis,
İmadiye ve Hasankeyf beyleri dahil, toplam 25 ilin ünlü komu-
tanlannm gönlünü Padişahtan yana çevirmeyi başardı."
Fakat bazı Kürt beyleri anlaşmaya yanaşmak istemiyordu. Ör¬
neğin, Diyarbakır ve Mardin Mirleri işbiriiğine "hayır" demekte
direniyorlardı.
Moğollar, 1219 yılında Harzemşah devletine saldınyor, Sultan
Celaleddin kaçıp Kürdistan'a sığınıyordu. Moğol, bunu bahane
edip Kürdistan'a yöneliyor. Cengiz ve komutanları yakıp yıkma¬
yı, katliamları sıradan uğraş haline getiriyordu. 1231 yılında ele
geçirdikleri Amed'te (Diyarbakır), Ahlat ve Şarezor eyaletlerinde
taş üstünde taş bırakmıyorlardı.
"Kürtlerin etnik ataları olarak kabul edilen
halklar, özellikle 3-4. bin yılların sonlarında. Ön Asya'da tarih
sahnesine çıkmışlardır. Bunlar Hurriler, Lulubeler, Kassiler, Kar-
duklar ve öteki bazı boylardır" diye yazıyor.