İnsana hayatı sorgulatan, yaşamanın değerini anlatan bir roman. Gerçek delilik normal görünmeye çalışmak mıdır acaba? Kaçımız yolda giderken bir anda seke seke yürüyebiliriz? Bir restoranda tabak ve kaşıkla kim ritim tutabilir? Söylemek istediklerimizi karşımızdakine gerçekten söylüyor muyuz acaba? Bunlar sadece aklıma gelen birkaç soru oldu.
Normal insanlar mı deli yoksa aslında deliler mi normal? Belki de aramızda deliliğe sığınanlar vardır kim bilir?
Bu roman ilginç yaşam öyküleri olan, deliliğe sığınarak kaçış noktası arayan insanlarla buluşturuyor bizleri.
Keyifli okumalar dilerim.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Yakın dönemin eğitim geçmişini en içten, en duyarlı ve mücadeleci bir şekilde yaşayan, anlatan rahmetli Mehmet Başaran Hoca’ya sonsuz teşekkür ve saygı ile başlamak istedim sözlerime.
Bir eğitimci, bir yazar, bir şair ve bir o kadar da bana göre düşünür bir şahsiyet. Anlattığı kendi öğretmenlik yaşamı. Öyle içten ki kitabı okurken birkaç yerde gözlerim doldu. Birçok yerde şaşkınlığım arttı. Zaman zaman isyan ettim. Böyle güzel insanlar varken bir o kadar bağnaz, kötü kalpli insanların olduğunu gördüm. Ama dünyayı, ülkeyi, civar illeri, en olmadı hayatına dokunmayı başardığımız birilerinin olduğunu bir kez daha gördüm.
Anlattıkları eğitim geçmişimizin nereden nereye geldiğinin birebir ispatı. Yıldırma politikaları, sürgünler, baskılar ve daha nicelerini yaşayan insanların hepsini anlatıyor ve kendisi de tüm bunları yaşıyor. Onlar eğitim neferleri gözümde. Eğitimin Köy Enstitülerinden gelenleri ve onu yaşatmak için canla başla çalışan efsaneler.
Kitabın güncel bir baskısını bulamadım. Arkadaşım bana okumam için verdi. Belki ikinci el olarak ulaşabilirsiniz.
Okuyun efendim, okutun!