Livanelinin dilini oldum olası hep sevdim, beni olduğum yerden alıp bambaşka yerlere götürebilen bir kalemi var. Ve bu kalem böyle acıklı bir hikayeyle birleşince müthiş keyif veren bir eser ortaya çıkmış.
Öyle güzel işlenmişki okurken İbrahim olmaktan, İbrahim gibi düşünmekten kendinizi alamıyorsunuz.
Doğu bambaşka bir kültür, aşina olmadığımız, acılarını görmediğimiz yada görmezden geldiğimiz acılarla dolu bir coğrafya.
Kitabı bitirdikten sonraki tek temennim hepimizin birer Hüseyin olabilmesi, yara saran, dil, din, ırk gözetmeden mazluma merhem olan birer birey olmamız.
Kesinlikle önerebileceğim, yarım kalmış, derin bir şark öyküsü..