Beni kitaplarımla yalnız bırakın zira bu hayat ziyadesiyle midemi bulandırıyor.
♡ ✦ ☆ ❆ ☼ ✿ ♡ ✦ ☆ ❆
İnsan, biyoloji ile çevre, doğa ile kültür arasındaki karşılıklı etkileşimin tarihsel bir ürünüdür.
Paradise Kiss’in 2. kitabını bitirdim. O kadar güzeldi ki… sanırım en sevdiğim manga serisi oldu. Karakterler o kadar etkileyici özelliklere sahip ki Yukari’nin hayallerinin peşinden gidip hayattaki amacını bulma sürecini okumak harikaydı. George ile ilişkileri hep sorunluydu, George’un egolu halleri o kadar iyi işlenmiş ki kurguya çok sinir oldum hallerine ama biraz da empati duydum çünkü ilgisiz bir ailenin çocuğu ve sevginin ne demek olduğundan tam olarak emin değil. Yukari’ye aşık ama imkansız bir aşk olduğunu ilişkilerinin en başından beri biliyordu.
Paradise kiss grubu liselerinden mezun olduktan sonra dağılmaya başladılar burası çok üzücüydü özellikle George’un Paris e gidip orada moda tasarımcısı olma hayali çok üzdü beni ya. Yukari ile ne kadar aralarındaki ilişki kötü gitse de birbirlerine gerçekten aşıklardı. Yukari her ne kadar George ile sevgili olsa da ilk aşkı olan Hiroyuki’nin onu sevmekten vazgeçmemesi ise harikaydı.
Sonunu söylememek için zor tutuyorum kendimi. Ama ben George ile Yukari’nin birbirine sarılmadan veda etmelerine çok kızgınım. Kitabın sonunda ağlamaktan bir hal oldum özellikle George’un Paris’e onu da davet edip “ben sen olmayınca yalnızım” demesi… gözyaşlarımı tutamadım. İlk defa bu sahnede duygularını bu kadar içten yansıttı. Yeni yıla girerken gün doğumu eşliğinde mükemmel bir sahneydi. Bir yandan Yukari’nin ağlayarak teklifini reddetmesi çünkü kendi mankenlik hayallerini Japonya’da gerçekleştirmek istiyordu. Of aşırı soğukkanlıydı burada Yukari, o saf duygusal kız nasıl böyle bir karar verdi inanamadım. Ama iyi ki de böyle bir karar vermiş dedim çünkü Japonya’da ünlü bir manken oldu, bir şampuan reklamının yüzü bile oldu. Harika ya tam bir güçlü kadın örneği.
Diğer bir etkilendiğim karakter ise Isabella oldu. Kendini biyolojik erkek