Beni kitaplarımla yalnız bırakın zira bu hayat ziyadesiyle midemi bulandırıyor.
♡ ✦ ☆ ❆ ☼ ✿ ♡ ✦ ☆ ❆
İnsan, biyoloji ile çevre, doğa ile kültür arasındaki karşılıklı etkileşimin tarihsel bir ürünüdür.
Yazarın tanıştığım ilk kitabı, ince olduğu için tercih ettim. Küçük prensi andıran bir biçimi var kitabın konusu ise çok hoşuma gitti.
Bilinmeyen bir adayı bulmak için kraldan tekne isteyen adamın hikayesini anlatıyor. Kral dahil herkes bilinmeyen bir adanın olmadığını söyleseler de adam oranın var olduğu konusunda ısrarcı ve yola çıkmak istiyor bir anda. Aslında adamın bilinmeyen bir adaya ulaşmak istemesinin arkasında kendini bulması yatıyor. Felsefik ve düşündürücü çerezlik bir kitaptı, tavsiye ederim.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kuşlar da Gitti kitabı yoğun ve anlamı derinlikli bir eser. Dolu bir kafayla okunması zor çünkü bahsedilen konular çeşitli metaforları içeriyor. Kitabın konusu aslında üç arkadaşın geçimlerini sağlamak için göçmen kuşları satmasına dayanıyor fakat bu kuşları yakalaması veya bulması ayrı bir dert satmaları ayrı bir dert. Öyle ki ekmek parası kazanabilmek kendilerini kahrediyorlar. Kitap boyunca kuşların özgürlüğün doğallığın ve saf yaşamın sembolü olduğunu görüyoruz. Onları kafeslere hapsetmek isteyen şehir insanı ise tüketim hırsı ve acımasızlığı karşımıza çıkıyor.
Kitapta sevmediğim tek kısım bu adamların kendi aralarındaki bel altı sohbetleriydi. Tamam doğallık katmak istemiş yazar ama ben bunları okumak istemezdim açıkcası, bu kısımları çok cinsiyetçi buldu. Bunun dışında kısa ve sade bir kitaptı ancak üzerine düşünülmesi gereken kısımlar mevcuttu.
Kuşlar da GittiYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202218bin okunma
Yine katili tahmin edemediğim bir romanı bayıldım kurguya.
Bu sefer dedektifin yaşlı ponçik ve sevimli bir kadın olması da ayrı güzeldi
Okumanızı tavsiye ederim.
Ölüm AdasıAgatha Christie · Altın Kitaplar · 20101,453 okunma
Bozkırkurdu edebi açıdan bana çok ağır gelen bir kitap oldu. Bu yüzden kitabı okurken sürekli ara verme gereği duydum. Zaten Hermann Hesse varoluşçuluk üzerine yazan güçlü bir yazar. Kitap boyunca da sürekli bu varoluşsal sancı ve sorgulamalarla karşılaştım. Mutlu olmanın ne demek olduğunu bilmeyen bir adamın bu yaşamın mizahına, kara mizahına akıl erdirmesi gerektiği bekleniyor. Bir nevi modern insanın ruhsal mücadelesini okuyorsunuz. Kitabın olay örgüsüne gelecek olursam:
Harry isminde bir adam burjuva insanlarının kaldığı bir otele geliyor. Öyle ki, burada bir kaç ay kalacak otel parasını da peşin veriyor. Her zamanki eylemi aslında bu, her ne kadar kendisi burjuva olmasa da ve burjuva insanlarından nefret etse de bulundukları alanlarda olmaktan keyif alıyor ve buraları gözlemliyor. Aslında kendisi buraya oldukça yabancı ve bir nevi kendini ve yaşamı bu şekilde sorguluyor. İşte bu aile işletmecisi olan otele geldikten sonra bir süre kalıyor burada hatta otel sahibiyle sohbet ediyorlar. Otel sahibi ise onu çok gizemli buluyor, odası kitap dolu olan bu adam ne iş yapıyor nerelere gidiyor vs hep aklında bu sorular var. Bir gün gizemli Harry bu otelden ayrılıp bir daha dönmüyor, otel sahibi de öldüğünü zannediyor. İşte bu noktadan sonra kitapta büyük değişimler olmaya başlıyor ve benim koptuğum kısımlar da burada başlıyor.
Harry otelden ayrıldıktan sonra amacının ne olduğunu bilemez bir halde aylak aylak dolaşıyor ve tiyatro kapısı gibi bir yerde sadece aptallar girebilir yazan bir kağıt görüyor. Ama nereden girebileceğine dair bir fikri yok. Ardından bir genç gelip ona kağıt veriyor. Kağıtta onun adı yazılı... Tam da onu anlatıyor kitap, görünüş ve yaşayış olarak bir Bozkırkurdu olduğunu içinde vahşi bir kurt olduğu kadar iyi yürekli bir insan da olduğuna dair uzun
BozkırkurduHermann Hesse · Yapı Kredi Yayınları · 20139,7bin okunma
Korku ve gerilim mangası yorumuyla geldim. Kitap yazarın ilk mangası olmasına rağmen oldukça etkileyiciydi. Hikayeler Kyoto’da yer alan eski bir tapınakta geçiyor. Bir şekilde yolu bu tapınağa düşen gençler kadın kılığında bir yaratık tarafından acı çektirilerek öldürülüyor.
İçerisinde 4 farklı hikaye var hepsi de buraya giden farklı insanları konu alıyor. Ama şöyle bir taraf bu öldürülen insanların hepsinin hayatta bir suçu var mesela biri kumar borcu yapıp tapınaktaki paraları çalarak borcunu ödemek istiyor ve bu kadın karşısına çıkıyor, başka bir hikayede zorbalık yapan kızlar öldürüyor ama bu kızlar tapınağa gitmemişti mesela yaratık okul civarına gelmişti. Çizimler çok başarılıydı kan ve vahşet gözler önüne seriliyor.
Junji İto’nun korku mangalarını okumuş biri olarak bu tek seriden oluşan kitap biraz daha sönük kalmış diyebilirim. Fakat yine de psikolojimi bozmaya yetti bu tür mangaları okumayı sevenlere tavsiye ederim.