Bazı anıların açtığı yaralar kapanmaz. Zaman geçtikçe anılar bulanıklaşmıyor, aksine geriye bir tek o anı kalıyor ve diğer her şey yavaş yavaş yok oluyor.
Artık yirmi dört yaşında ve insanlar onun sevgi dolu olmasını bekliyordu. Yanaklarının elma gibi kızarmasını, ışık saçan gençlik neşesinin o güzel gamzelerini doldurmasını bekliyordu. Buna rağmen o bir an evvel yaşlanmak istiyordu. Kahrolası hayatın çok uzun olmamasını diliyordu.
Evet, işte o andan itibaren kendi bedenimden nefret etmeye başladım. Birer et yığını gibi fırlatılıp üst üste yığılan bedenlerimizden, güneş ışığı altında kötü kokular yayarak çürüyen kirli yüzlerimizden.