Ama, 1900'den başlayarak ortaya atılan Sosyalizm türlerinden hepsinde, özgürlük ve eşitliği kurma amaçlan giderek bir yana bırakılıyordu. Yüzyıl ortalarında ortaya çıkan yeni akımların, Okyanusya'da İngsos, Avrasya'da Yeni Bolşevizm, Doğu Asya'da Ölüme Tapınmanın başlıca amacı, bağımlılığı ve eşitsizliği sürdürmekti. Bu yeni akımlar eskilerin üzerine kurulmuş olduklarından, geçmiş öğretilere sözde bir bağlılık gösteriyorlardı. Ancak, tümünün ortak amacı, ilerlemeyi durdurmak ve istenilen bir anda tarihi dondurmaktı. Sarkacın kolu bir kez daha sallanacak ve sonra duracaktı. Hep olduğu gibi, orta sınıf, üst sınıfı devirip kendisi onun yerine geçecekti, ama bu kez, üst sınıf, bilinçli stratejiyle, statüsünü sonsuza dek koruyacaktı.
Kimse bugüne kadar Büyük Biraderi görmüş değildir. Kendisi posterlerde bir yüz, tele ekranda bir sestir. Ne zaman doğduğu bilinmez, ama asla ölmeyeceği ortadadır.
Yöneticileri bir arada tutan kan bağlan değil, ortak bir öğretidir. Toplumumuzun ilk bakışta kalıtım temelleri gözetilerek sınıflara ayrılmış bir yapı izlenimi bıraktığı doğrudur. Değişik sınıflar arasındaki yakınlaşma, kapitalizme, hatta sanayileşme öncesi dönemlere oranla daha azdır.