Betül YILMAZ

Zira yaşamaktan duyduğum ıstırap da sanki biraz yaşayamamaktan gibiydi. Ya da onu görememekten, dışarıda kalmaktan, ayrı olmaktan ve onun mevcudiyetini hep hissedip kabul görmemekten. Acaba yaklaşmaya çalışsam mı diye aklımdan geçirmeye başladım ama kırk yaşında, nasıl söyleyeyim çocuk değil, gecikmiş bir ergen gibi gördüğüm kendimi, bıngıldağı kapanmamış gibi hissettiğim kendimi hayata bu saatten sonra ne olarak tanıtacaktım ki? Üstelik uzaktan sezebildiğim kadarıyla aslında içi ile dışı birbirinden pek de farklı değildi.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖

Betül YILMAZ

, bir kitabı okumaya başladı
Şule Gürbüz
8.2/10 · 1.707 okunma
Otuz yedi yaşına geldiğimde kendime kendi gözümle mi, başkalarının gözü ile mi bakacağımı, hangisinin daha az tahripkâr olduğunu sezemez hale gelmiştim. Kendi kendime baktığımda bir türlü gerçeğin ne olduğunu seçemiyor, kendimle ilgili hayal mi, halüsinasyon mu, vehim mi, vesvese mi olduğunu bilemediğim bir karmaşanın arasından hasta, yarı baygın şekilde bin güçlükle sıyrılıyor, bir daha böyle dehlize girmeyeyim diyordum. Başkaları tarafından olası görünümümü düşünüp, o tarafa geçip bakınca da bu kadar ufaklığı, zavallılığı tahammül edilmez görüp kendimi yüceltememenin çaresizliği ile kaskatı bir cesede dönüyordum.
Yani düz bir şeriat yaşayanı, bileni kandırmak çok zor, hatta imkânsızdı. Ama tasavvufçular gibi, öyle görünüyor ama aslı aslında böyle, diye diye, çevire çevire hakikati ararken yalanı bile kaybetmeyi becerenleri kandırıp durmak pek de hüner istemiyordu.
Hiçbir zaman, hiçbir an kendimi unutup, nasıl göründüğümü yok sayamadığımı, geri çekilip çekilip kendime bakmaktan, gördüğümü beğenmeyip ona hayalimdeki şekli vermeye çalışmaktan önümdekini hep ıskaladığımı görüyorum şimdi.
Alıntı