Altı Harfli Bir Tatlı, bana bir hikâyeden çok “nasıl anne olunmamalı” dersi gibi geldi. Özellikle Selime Teyze karakteri, sevgi adı altında kurulan baskının, manipülasyonun ve toksik ebeveynliğin neredeyse bir özeti. Çocuğun ruhunu görmeyen, kendi doğrularını mutlak sanan bu yaklaşım kitap boyunca beni rahatsız etti. Mizah ya da sıcaklık beklerken, içimi daraltan bir dil ve tekrar eden bir toksiklikle karşılaştım. Bu kitapla birlikte Şermin Yaşar’ın anlatım dünyasının bana hitap etmediğini net biçimde anladım; bu da benim için bir daha Şermin Yaşar okumamam gerektiğinin açık göstergesi oldu.