Seri hızlıca aktığı için bir günde ikinci ve üçüncü kitabı bitirmiş bulunuyorum ve şunu söyleyebilirim ki bu kitap serinin en sevdiğim kitabı oldu. İlk iki kitabı bazı yönlerden biraz yavan ve sıkıcı bulmuştum keza bu kitapta da pek bir olay olmuyor ama en azından karakterler gelişimlerini daha net görebiliyoruz. İlk iki kitap boyunca sadece zırlayıp mızmızlanan baş kızımız sonunda normal tavırlar sergilemeye başlıyor. Aaron Warner ise anlatmaya gerek yok, dehşetül vahşet, müthiş bir karakter.
Ama gelgelelim bu kitapla ilgili beni hayal kırıklığına uğratan şeylerden biri ise Adam kent'in bu kadar kolay ve hızlıca harcanması. Baş kızımız Juliette in Warner ile birlikte olabilmesi için yazar o kadar kolay yoldan ve acemice gitmiş ki okurken sinir krizleri geçirdim. Adam'ın içine cin kaçmış gibi birden deccale dönüşmesi ve herkese kötü davranmaya başlaması çok komikti. Yani ben Adam'ı ne kadar sevmesem de haksızlığa uğramış bir karakter olduğunu düşünüyorum. Naçizane fikrim.
Ayrıca bu kitabı çeviren ekibe ve editöre bir çift lafım var.
Yav kardeşim, Ignite me yi beni yakma diye çevirirken, kitabın içinde Warner'ın dövmesini bir yerde "Alevlen" bir başka yerde "Beni yakma" başka bir sayfada da "Beni tutuştur" diye çevirirken sizin aklınız neredeydi acaba?!
Neyse efenim, sonlara doğru olayların alelacele ve kolayca gelişip bitmiş olması bir gerçek ama dördüncü kitapta belki biraz toparlanır diye düşünerekten devam ediyor olacağım.