📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Aşkın altıncı kademesi, ”hüyâm” yani sevdalıyı çıldırtan, kendinde bırakmayan, hani Kays'ı Mecnûn yapan sevgidir. Kanın delirmesi, deli-kanlı olmak.
Aşkın yedincisi kademesi, "vâleh”tir. Yani dostu seyrederken kendinden geçme ve dostu her şeyi ile seyretmedir. Leylâ'nın aşkı gibi. Okumak için açtığı kitabın sayfasında ferahlamak için baktığı mehtabın üzerinde, aydınlanmak için yaktığı mumun alevinde sevgilinin yüzünü görüyordu.
Bu bakımdan aşk kelimesinin kendisi de bizatihi aşkın sırrını içerir. Çünkü "A (ayn) — Ş (şın) — K (kaf)j' harflerinin her biri bir anlam yüklüdür. Ayn (anlam itibariyle) bir gözdür ki aşk görme ile başlar. Şın bir şevktir (şevk kelimesi şın harfiyle başlar ve bir anlamı "coşku"dur) ki gören kalp aşk şarabını coşkuyla içer. Bu içki âşığı sarhoş edeceği için Kafa (Kaf Dağı veya kalp kelimesinin başındaki kaf harfi) uçurur ve maşuk ile âşık kalpte birleşir. Böylece gönül görevini yapmış, âşık olarak Kalû Belâ'da edindiği iksire hayat vermiş olacaktır.
Bir kalbin sevip sevmediğini anlamak için içinde bir korku olup olmadığına bakmak lâzımdır. Eğer kalp, sevgiliye dair bir korkuyu içinde sürekli taşıyorsa o kalp seviyor demektir. Sevgilinin âşığa ihsan ettiği nimetlerin şükrünü gereği gibi, yapmayıp bu nimetlerden mahrum kalma korkusu sevginin de temelidir. Kalp, korku ile umut arasında olduğu sürece sevgiliye hizmetten ve itaatten geri durmaz.