Kendi yaşamlarını inkar mı edeceklerdi? Eğer durum böyle ise neden onca sıkıntıyı çekmiş, kendileriyle birlikte ailelerine ve yakınlarına da acı çektirmişlerdi. Daha en baştan kurulu düzene uyar ve geçinip giderlerdi işte. Böyle bir küçük burjuva yaşamı için İsveç'e gelmeleri gerekmiyordu ki!
Bölünmüş bir dünyada, sağduyulu kalmaya çalışan ve herhangi bir takıma girmeyen adama duyulan kuşku, sonunda o insanın çarmıha gerilmesiyle sonuçlanıyordu.
Kendi deyimiyle "iki boksörden birini tutmak zorunda olmadığı"nı anlatmaya çalışıyordu hep. Bütün dünya boksörlere bakmaktan hakemleri, yani oyunun kurallarını kimin koyduğunu unutuyordu. Toptan katılımlara karşıydı, kimsenin kendi yerine düşünmesini istemiyordu. Sistemleri aşan bir bireysel özgürlük arayışı ve onuruna sahip olduğunu düşünüyordu ama ne zaman kendi kafasıyla düşünme özgürlüğünü savunsa düzen koruyucularının da düzen yıkıcılarının da karşısına dikildiklerini görüyordu.