Her şey son derece ilginçti, sürekli heyecan içindeydim ve olanlardan sakin, bitmeyen bir hüzün doluyordu yüreğime. Herkesin içinde hüzün ile sevinç neredeyse birbirinden ayrılmadan bir aradaydı; yakalanamayan, anlaşılamayan bir çabuklukla birbirinin yerine geçiyorlardı.
Hasta olduğum günler hayatımın en muazzam günleriydi. O günler süresince sanırım çok büyüdüm, çok önemli bir şeyi hissettim. O günlerden sonra insanlara karşı endişeli bir duyarlılık vardı içimde; sanki yüreğimin üzerindeki deriyi almışlardı; kendime de, bir başkasına da her incinmeye, her acıya çok duyarlıydım artık.