Neyim vardı? Niçin ağlıyordum? Bunu kendim de bilmiyordum. Öyle sanıyorum ki gece, bu kocaman dünyanın bütün evlerini birer birer dolaşarak ne kadar keder, ümitsizlik varsa hepsini toplamış, getirip benim göğsüme doldurmuşlar.
O günden beri sen benim için yabancıdan, bir düşmandan başka bir şey değildin Kamran!... Bir daha yüz yüze gelemeyeceğimizi, bu dünyanın gözleri ile birbirimize bakamayacağımızı birbirimizin sesini işitemeyeceğimizi biliyordum. Böyle olduğu halde ben senin nişanlın olmak hissini bir türlü gönlümden çıkaramamıştım. Ne söylesem ne yaparsam kendime, sana ait bir şey gözüyle bakmaktan kurtulamıyorum.
Evet niçin yalan söyleyeyim? Bütün nefretlerime, isyanlarıma, bütün o geçmiş şeylere rağmen ben yine bir parça senindim.
Bunu, ilk defa bir başkasının nişanlısı, olarak uyandığım sabah saatinde hissettim, bir başkasının nişanlısı...
Kamran, ben senden nefret ettiğim için, yabancı memleketlerde kaçmıştım. Şimdi, nefretim o dereceyi buldu ki, bu uzaklık kafi gelmiyor, senin yaşadığın, nefes aldığın dünyadan uzaklara kaçmak istiyorum.